SİZİ NEDEN TERCİH ETMELİYİM?


Aslında bir tatil yazısı yazacaktım. Açık büfe ile olan imtihanımı, kahvaltıdaki pofuduk pişileri, çay saatindeki zeytinli açmayla olan aşk/nefret ilişkimi falan anlatacaktım. Tatilde rejim olmaz tabii.  Ama rejim yapmıyoruz diye de karbonhidrat tanrısına kurban etmemek lazım bünyeyi. Olmadı tabii, zaafım olan ne varsa tadına bakmanın ötesine geçildi. İlk günler ‘Aman tatildeyim’ diye avuttum kendimi, ‘yüzerim yakarım’ mottosuyla yemeye devam ettim. İyi de benim yüzmemden ne olacak, kaç kulaç atacağım ki o açmaları yakacağım. Geçiniz… Sonlara doğru biraz toparladım, yani en azından kızartma ve karbonhidrat yerine bulgura vurdum kendimi. Yedinci gün ise ‘Bugün tatilin son günü zaten, ye canım, n’olacak’ ruh haline girmem sadece beş dakikamı aldı. Neyse, ne diyordum, tatil yazısı yazacaktım ama araya bir mail girdi. Aslında en doğrusu tatile çıkarken akıllı telefonları evde bırakıp sadece arama-kapama tuşu olan bir telefonla tatile çıkmak. Ama nerde bende o yürek! Akşamın bir vakti bizim Tara Kitap’a bir mail geldi. Adını sanını, yaşını başını, işini gücünü bilmediğimiz, tanımadığımız, kendini de tanıtmaya ihtiyaç duymayan mail sahibi kişi, bize sormuş. Demiş ki ‘Ben bir kitap çıkartmayı düşünüyorum, bunun için şartlarınız, gereken..

Devamını Oku  

LÜKS NEDİR?


Papermoon’da öğle yemeği yediğiniz masaya Beylükdüzü’nde 1+1 eden çantanızı koymak mı? Artık Kumburgaz muamelesi yaptığınızı -gösterdiğiniz- Mykonos’taki bilmem ne plajında çektiğiniz selfie mi? Yoksa Güney Fransa’ya giderken bir görsel sanat yönetmeni edasıyla hazırladığınız bavulunuzdan çıkardığınız -uçuş uçuş elbiseli, hasır şapkalı, üzerinde pek de düşünülmemiş havası veren, uzaklara doğru baktığınız- lavanta tarlasındaki instagram fotoğrafınız mı? Lüks her sosyo-ekonomik duruma, yaşam tarzına ve kişiye göre değişiyor. Kimi için lüks olan kimi için günlük hayat. Kimi için ‘banal’ olan kimi için ultra lüks. Bazıları için basamakları var lüksün, saatten spor arabaya, tekneden pahalı sanat eserlerine,özel jetlere ve daha da ötelere uzanan.  Nerden çıktı şimdi bu lüks mevzusu diyecek olursanız, başka bir ülkede, kocaman bir ağacın altında otururken geldi aklıma. Yalnızdım. Kahvem, sigaram vardı, ajandam yoktu. Kazlar, ördekler,çayırlar vardı, yapmakla yükümlü olduğum hiçbir iş yoktu. Çantamda gazete ve dergilerim vardı, yetişmem gereken bir yer yoktu. Ağaçlar, yeşillikler, göl vardı, bitirmem gereken bir iş, aramam gereken birisi, gitmem gereken bir yemek yoktu. Meli yoktu, malı yoktu..

Devamını Oku  

BİZ ÇOK MEDENİYİZ CİCİM


Yaz geldi ya, ünlülerin ‘Çocukları için birlikte tatile çıktılar’ haberleri de başladı. Bana mı öyle geliyor yoksa son yıllarda daha mı çok ‘boşanmış ünlü çift’ tatile çıkıyor bilmiyorum ama bir şeyi, daha doğrusu birkaç şeyi merak ediyorum. Bu talep kimden geliyor acaba? Boşanmayı çok da istememiş olan taraf mı ‘Çocuğumuz için iyi olur’ diyor? Yoksa boşanmayı istediği için kendinde bir parça suçluluk duyan taraf mı hep birlikte tatil programı planlıyor? Ya da gittikleri psikologlar mı öneriyor bunu? Merak ettiğim şeylerden biri bu. ‘Bilmem kimle bilmem kim de boşandı ama bak çocukları için birlikte tatile çıktılar, biz de çıkalım/çıkmalıyız’ mı var işin içinde? ‘Ay bak ne modern çiftler, ne kadar medeni medeni birlikte tatil yapıyorlar’ denilsin arzusu mu? Bu tür haberleri ne zaman okusam yerine oturmayan bir şeyler var gibi geliyor bana. İşin modernlik veya medeniliğinde değilim, eğreti bir durum var sanki ortada. Zorlama mı desem, doğallık dışı mı desem. O yüzden biraz araştırdım bu konuyu, uzmanlar, psikologlar ne diyor diye. Ve ‘hah işte’ dedim. Tam da bu: Boşanmış ebeveynler hep birlikte tatile çıkınca çocuğa verilen mesaj oldukça kafa karıştırıcı oluyor. Zaten içlerinde bir yerde he..

Devamını Oku  

UTANÇ VE KABUL


Bir psikolog söylemişti ‘İnsanoğlu’nun en kuvvetli duygusu utançtır’ diye. Öfkeden, nefretten dahi kuvvetliymiş utanç. İçimizde dallanır budaklanır ve bizi önce suçluluk duygusunun kucağına, oradan da içinden çıkmakta zorlanacağımız başka duygulara atarmış. Uzun zamandır utandığım bir şey olmamıştı. Bugün utandım. Daha doğrusu dünkü bir davranışımın çok da şık olmadığı bana şık bir şekilde söylendiğinde utandım. Neyse ki kötü bir niyetim olmadığını utanmama yol açan kişi de biliyordu. Üzerinde çok da düşünülmeden, birazcık da başkalarının manipülasyonu yüzünden oluşmuş bir hareketti. Ama bir dakika, yoksa kendimi haklı çıkarmak için bahaneler mi arıyorum? Düşmemek lazım bu tuzağa… ‘Evet, öyle yaptım ama bir sor bakayım niye yaptım!’ cümlesinin arkasına saklanmamalıyım. Saklanırsam kendi nazarımda küçüleceğim çünkü. İçimde bir yerler hatırlatacak bana bahanelere sığındığımı. Peki, ne yapmalıyım? Bu utanç duygusuyla nasıl baş edebilirim? Baş edilmesi gereken bir şeymiş gibi görmemekle işe başlayabilirim belki. Kabul etmekle mesela… Sahi ne zor bir kelime bu ‘kabul’. Mış gibi yapmadan, yüreğini ortaya koyarak, dik durarak yapılması gereken… Başka türlü yapıldığında işe yarama..

Devamını Oku  
/ 6       
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun