Kekik Yağı ve Veda


Uzun, çok uzun zamandır elimin gitmediği bir yazı bu. Birkaç satır yazıp ertelediğim, tekrar tekrar dönüp durduğum bir yazı. Veda dedim ama veda edemeyeceğimi de biliyorum.Veda için bir eşitlik gerekir çünkü. En azından aynı dünyada olmak gerekir,ki Figen artık başka bir alemde. Bu dünyanın kelimelerinden biriyle ifade edecek olursak, cennette… Bu sabah banyomda Figen’in kendi elleriyle topladığı kekiklerden yaptığı yağı gördüm yine. Harika bir çiçek buketiyle birlikte kekik yağını getirdiği gün dün gibi aklımda. Kızım doğduğunda gelmişti ziyaretime. O küçük ve sevimli yüzünün neredeyse tamamını kaplayan kocaman gülümsemesiyle… Sahi Figen, ben o kekik yağını kullanıp bitirdiğimde mi gitmiş olacaksın sen? Yoksa telefon numaranı bir gün telefonumdan silersem mi? Instagram sayfan canlı canlı duruyor hala. Çok sevdiğin dünya güzeli kızınla fotoğraflarınıza baktım geçen gün. O ince ve oyuncaklı sesin çınladı kulağımda. Neşe sana çok yakışıyordu. Nefes terapisi diye bir şey var demişlerdi, çok iyi hissettiriyor demişlerdi. Hayatımın zor bir dönemiydi. Yorgun, iştahsız ve melankoliktim. Hadi bir de nefes terapisini deneyeyim diyerek Figen’e ulaştım. Cevizler, incirler, ev yapımı kurabiyeler ve bitki çayı hazırlamıştı bana. Minik bir çiçekle..

Devamını Oku  

Tesadüf


Okulu çıkışı otobüse yetişmem gerekiyor ancak otobüs durağına giden servisin hareket etmesine daha vakit var. Biraz daha beklersem geç kalacağım. Taksi bulmaya çalışıyorum ama ya dolu ya durmuyorlar. En sonunda şans yüzüme güldü ve bir taksi önümde durdu. Tam binmek için hamle yapıyordum ki yanımda aynı okuldan bir kızın da taksi beklediğini fark ettim. ‘’Durağa mı gidiyorsun?’’ diye sordu biraz çekinerek. ‘’Evet’’ dedim. ‘’Ben de binebilir miyim?’’ ‘’Elbette’’ dedim elimle ‘buyurun’ işareti yaparak. Yol boyunca hiç konuşmadık.  Sadece inmeden önce ücreti bölüşürken birkaç kelime ettik. Metrobüs durağına geldiğimizde ‘iyi günler’ bile dilemeden taksiden indi ve koşa koşa gözden kayboldu.  İsmini bile bilmiyordum. Tanıdık geldi mi size bu hikâye? Hayır mı? Her gün, bir yerlerde çeşitli vesilelerle birçok kişiyle tanışıyoruz.  Bazıları ile arkadaşlık etmeye başlıyoruz. Bazen bir anda birbirimize ısınıyor, sık sık görüşmeye başlıyoruz. Bu kişiler dostumuz, arkadaşımız veya sevgilimiz olabiliyor. O an yolumuz aynı yere oluyor. Öğreneceklerimiz, deneyimlediklerimiz, birbirimize katacaklarımız… Sonra bir an geliyor, aynı yolda omuz omuza yürüd..

Devamını Oku  

INSTAGRAMDA OLAN VE ASLINDA OLAN...


Ayrılık acısı mı?  O da ne? Eğer Instagram’ın varsa ayrılık acın da yok bu devirde. Önce giyinilip süslenilir,  genellikle eski sevgilinin kızdığı tarzda… Sonra kuaför, olmazsa olmaz! Saçlara hafif bir etki lazım ayrılığı belirten. Eğer ayrılık süreci sert geçmişse belki bir saç rengi veya saç boyu değişikliği… Tırnak bakımını, manikür pedikürü de unutmamak lazım tabi…  Ama unutmayalım, her şeyi Instagram’da yaşadığımız için tüm bu değişiklikleri yayınlamak lazım. Gelsin storyler, atılmaya başlasın kuaförde değişimi gösteren fotoğraflar… Önce kuaför çıkışı araba snapleri ama üzgün şarkı dinlemek yasak! Dinlesen bile snap atmak yasak.  O an üzülsen de, İbo’dan yanık bir şarkı geçse de içinden, o anlatsa da içindekileri, Instagram için maskeli, gülücüklü, atarlı-giderli bir Demet Akalın şarkısı gerek… Sonra Bebek’te 3-5 tur boğaz havası, akşama çok iyi çekilmiş ‘küllerinden yeniden doğmuş bir Instagram fotoğrafı’, kankalardan full destek…  Fotoğraf altına ‘’harikasın bebeğim, yıkılıyorsun’’ yorumları,  Instagram hesabının kilidinin açılması, değişen profil resmi, profil yazıları… Sonra gelsin videolar, ‘’ben iyiyim’’ demek i&..

Devamını Oku  

ÖNCEDEN ALMIŞTIK ABİ…


Şu uzun, yaza denk gelen bayram tatillerinde, hunharca İstanbul’u terk eden arkadaşlarımın, şehirde kalan bizler için söylediği “İstanbul’un tadını siz çıkarıyorsunuz…” lafı kadar uyduruk bir şey duymadım arkadaş. Ulan İstanbul’un sizsiz ne anlamı var? Siz değil misiniz her seferinde Avrupa’nın “nezih” şehirlerinden dönüp tozunu, gazını özlediğimin İstanbul’u diye diye şehre inen? Ben değil miyim “Ne Überi müberi… Sarı taksinin tadı bir başka oluyor kardeş’’ diyen? Zorlu’da, orda burda gezerken kimselere görünmeden, trafiğin, pasın, kirin içinden çıkmayı başarıp; şık ve ülke gerçeklerinden mümkün olduğunca uzak bir restorana oturmanın gururu olmadan tadı madı çıkmaz buraların… Daha iki gün önce, iki yıldır bas bas bağırarak gelen ekonomik kriz, dolar 7 TL’yi görünce “Hepimiz aynı gemideyiz” klişesini herkes herkese tekrarlarken, ne oldu da bir anda topunuz güneye, bir kısmınız batıya, diğer bir kısmınız da Karadeniz’e kırdı dümenleri? Ayrıca bu nasıl bir krizdir ki Instagram’ın yarısı Yunan adalarında. Kimle konuşsam, “Abi önceden almıştık tatili” vs gibi ucuz laflar… Önceden aldığı için sanki daha bir keyifle uzanıyor şezlonga herif. Fırsatçı kafa her denize girişinde kü&cc..

Devamını Oku  
/ 7       
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun