INSTAGRAMDA OLAN VE ASLINDA OLAN...


Ayrılık acısı mı?  O da ne? Eğer Instagram’ın varsa ayrılık acın da yok bu devirde. Önce giyinilip süslenilir,  genellikle eski sevgilinin kızdığı tarzda… Sonra kuaför, olmazsa olmaz! Saçlara hafif bir etki lazım ayrılığı belirten. Eğer ayrılık süreci sert geçmişse belki bir saç rengi veya saç boyu değişikliği… Tırnak bakımını, manikür pedikürü de unutmamak lazım tabi…  Ama unutmayalım, her şeyi Instagram’da yaşadığımız için tüm bu değişiklikleri yayınlamak lazım. Gelsin storyler, atılmaya başlasın kuaförde değişimi gösteren fotoğraflar… Önce kuaför çıkışı araba snapleri ama üzgün şarkı dinlemek yasak! Dinlesen bile snap atmak yasak.  O an üzülsen de, İbo’dan yanık bir şarkı geçse de içinden, o anlatsa da içindekileri, Instagram için maskeli, gülücüklü, atarlı-giderli bir Demet Akalın şarkısı gerek… Sonra Bebek’te 3-5 tur boğaz havası, akşama çok iyi çekilmiş ‘küllerinden yeniden doğmuş bir Instagram fotoğrafı’, kankalardan full destek…  Fotoğraf altına ‘’harikasın bebeğim, yıkılıyorsun’’ yorumları,  Instagram hesabının kilidinin açılması, değişen profil resmi, profil yazıları… Sonra gelsin videolar, ‘’ben iyiyim’’ demek i&..

Devamını Oku  

ÖNCEDEN ALMIŞTIK ABİ…


Şu uzun, yaza denk gelen bayram tatillerinde, hunharca İstanbul’u terk eden arkadaşlarımın, şehirde kalan bizler için söylediği “İstanbul’un tadını siz çıkarıyorsunuz…” lafı kadar uyduruk bir şey duymadım arkadaş. Ulan İstanbul’un sizsiz ne anlamı var? Siz değil misiniz her seferinde Avrupa’nın “nezih” şehirlerinden dönüp tozunu, gazını özlediğimin İstanbul’u diye diye şehre inen? Ben değil miyim “Ne Überi müberi… Sarı taksinin tadı bir başka oluyor kardeş’’ diyen? Zorlu’da, orda burda gezerken kimselere görünmeden, trafiğin, pasın, kirin içinden çıkmayı başarıp; şık ve ülke gerçeklerinden mümkün olduğunca uzak bir restorana oturmanın gururu olmadan tadı madı çıkmaz buraların… Daha iki gün önce, iki yıldır bas bas bağırarak gelen ekonomik kriz, dolar 7 TL’yi görünce “Hepimiz aynı gemideyiz” klişesini herkes herkese tekrarlarken, ne oldu da bir anda topunuz güneye, bir kısmınız batıya, diğer bir kısmınız da Karadeniz’e kırdı dümenleri? Ayrıca bu nasıl bir krizdir ki Instagram’ın yarısı Yunan adalarında. Kimle konuşsam, “Abi önceden almıştık tatili” vs gibi ucuz laflar… Önceden aldığı için sanki daha bir keyifle uzanıyor şezlonga herif. Fırsatçı kafa her denize girişinde kü&cc..

Devamını Oku  

SİZİ NEDEN TERCİH ETMELİYİM?


Aslında bir tatil yazısı yazacaktım. Açık büfe ile olan imtihanımı, kahvaltıdaki pofuduk pişileri, çay saatindeki zeytinli açmayla olan aşk/nefret ilişkimi falan anlatacaktım. Tatilde rejim olmaz tabii.  Ama rejim yapmıyoruz diye de karbonhidrat tanrısına kurban etmemek lazım bünyeyi. Olmadı tabii, zaafım olan ne varsa tadına bakmanın ötesine geçildi. İlk günler ‘Aman tatildeyim’ diye avuttum kendimi, ‘yüzerim yakarım’ mottosuyla yemeye devam ettim. İyi de benim yüzmemden ne olacak, kaç kulaç atacağım ki o açmaları yakacağım. Geçiniz… Sonlara doğru biraz toparladım, yani en azından kızartma ve karbonhidrat yerine bulgura vurdum kendimi. Yedinci gün ise ‘Bugün tatilin son günü zaten, ye canım, n’olacak’ ruh haline girmem sadece beş dakikamı aldı. Neyse, ne diyordum, tatil yazısı yazacaktım ama araya bir mail girdi. Aslında en doğrusu tatile çıkarken akıllı telefonları evde bırakıp sadece arama-kapama tuşu olan bir telefonla tatile çıkmak. Ama nerde bende o yürek! Akşamın bir vakti bizim Tara Kitap’a bir mail geldi. Adını sanını, yaşını başını, işini gücünü bilmediğimiz, tanımadığımız, kendini de tanıtmaya ihtiyaç duymayan mail sahibi kişi, bize sormuş. Demiş ki ‘Ben bir kitap çıkartmayı düşünüyorum, bunun için şartlarınız, gereken..

Devamını Oku  

LÜKS NEDİR?


Papermoon’da öğle yemeği yediğiniz masaya Beylükdüzü’nde 1+1 eden çantanızı koymak mı? Artık Kumburgaz muamelesi yaptığınızı -gösterdiğiniz- Mykonos’taki bilmem ne plajında çektiğiniz selfie mi? Yoksa Güney Fransa’ya giderken bir görsel sanat yönetmeni edasıyla hazırladığınız bavulunuzdan çıkardığınız -uçuş uçuş elbiseli, hasır şapkalı, üzerinde pek de düşünülmemiş havası veren, uzaklara doğru baktığınız- lavanta tarlasındaki instagram fotoğrafınız mı? Lüks her sosyo-ekonomik duruma, yaşam tarzına ve kişiye göre değişiyor. Kimi için lüks olan kimi için günlük hayat. Kimi için ‘banal’ olan kimi için ultra lüks. Bazıları için basamakları var lüksün, saatten spor arabaya, tekneden pahalı sanat eserlerine,özel jetlere ve daha da ötelere uzanan.  Nerden çıktı şimdi bu lüks mevzusu diyecek olursanız, başka bir ülkede, kocaman bir ağacın altında otururken geldi aklıma. Yalnızdım. Kahvem, sigaram vardı, ajandam yoktu. Kazlar, ördekler,çayırlar vardı, yapmakla yükümlü olduğum hiçbir iş yoktu. Çantamda gazete ve dergilerim vardı, yetişmem gereken bir yer yoktu. Ağaçlar, yeşillikler, göl vardı, bitirmem gereken bir iş, aramam gereken birisi, gitmem gereken bir yemek yoktu. Meli yoktu, malı yoktu..

Devamını Oku  
/ 6       
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun