DOLMA KALEM


"Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum" diye yazmış Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda Peyami Safa.  Hayatta en imrendiğim kişiler, her şey hakkında kolaylıkla yazılar yazabilenler olabilir.

Bir heves açtığım blog sayfamın ismiydi ‘Yazarım Bilirsin.’ Şimdilerde, sokak aralarında kaderine tek edilmiş virane evler gibi internetin karanlık dehlizlerinde salınıp duruyor. Uzunca bir süredir elime kalem almamıştım. Aslında yazmak istiyor ama elimle beynim arasındaki korelâsyonu bir türlü kuramıyordum. Ta ki çok sevdiğim biri, bana bir dolma kalem hediye edene kadar… ‘Kendime alacağım hediyeler’ listemde bir Lamy marka dolma kalem vardı bir süredir. Tam da ellerim ‘’yaz artık’’ diye karıncalanırken bu hediyenin gelmesi tesadüf müydü?

İlk dolma kalemim de bir hediyeydi. 1986 Dünya Barış Yılı ilan edilmişti. O sene ortaokula gidiyordum ve her yeni yetme genç kız gibi şiir yazmaya heves etmiştim. Okulda Dünya Barış Yılı ile ilgili bir şiir yarışması düzenlendiğini öğrendiğimde ‘’neden katılmayayım ki’’ dedim. 13 yaşımın saflığı ile her milletten insanın yan yana oturup, mutlulukla şarkılar söylediğini düşlediğim o şiir bana birincil..

Devamını Oku  

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır


Evde, Sokakta, Sosyal Medyada, Her Yerde Dayanışma Yaşatır!

Geçtiğimiz günlerde kadınlar Instagram’da bir akım başlattı: Siyah-beyaz fotoğraf paylaşma challenge’ı. Bu paylaşımların bir anlamı vardı. Kadınlar birbirlerine yalnız olmadıklarını, her zaman dayanışmaya hazır olduklarını belirtmek üzere mesaj atıyor ve siyah-beyaz bir fotoğraf paylaşarak bu destek mesajlarını çoğaltmasını söylüyorlardı. Her gün en az bir kadının öldürüldüğü; cinsel, fiziksel, ekonomik ve psikolojik şiddetin her an her mecrada kadınları ezdiği bir ülkede kadınların birbirleriyle dayanışması, belki de en ihtiyaç duyulan şeydi. Akımın en can alıcı noktasıysa, uzun süredir tehdit altında olan İstanbul Sözleşmesi’ne dikkat çekmesi ve sözleşmenin etkin uygulanması talebinin yayılmasıydı. 

Bu akım, kimilerince “Instagram’da filtreli, dudak büzmeli fotoğraf paylaşınca ne oluyor?” gibi olumsuz tepkilerle karşılansa da kısa sürede akım yurt dışına yayıldı. Küresel çapta ünlü pek çok kadın, Türkiyeli kadınların İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması ve şiddetin önlenmesi taleplerini paylaşarak akıma destek verdi. Türkiye’den Hazal Kaya, Özge Özpirinççi, Arzum Onan, Gupse Özay, Selin Şekerci, Türkan Şoray gibi pek çok ismin des..

Devamını Oku  

Karantina Bana Ne Öğretti?


İki aydır evdeyim. Kapının önüne bile çıkmadım. Ama tek bir gün bile şikayetçi olmadım bu durumdan. Öncelikle sadece sevdiklerimizi korumak adına değil, aynı zamanda her daim ihtiyaç duyacağımız değerli sağlık hizmetlilerine de bunu borçlu olduğumuzu düşündüğümden. Biz hastalanmazsak onlar ölmez. 

Bu süreçte, bu yaşa kadar deneyim ve tecrübelerimden harmanladığım duruşum, hayata bakışım, felsefem gibi kavram içeriklerini pekiştirme fırsatı buldum. Yukarıda bahsettiğim konu pekiştirdiklerimden bir tanesi. Kolektif bilinç, birlik ve bütünlük duygusu. İnsanlar arkalarından gelecek olanı düşünmeyip tuvalet kağıtlarını, C vitaminlerini stoklarken ben bu öğretiyi içimde yeşerttim. Bu dünyayı paylaşıyoruz, başımıza ne kötülük geldiyse 'hep bana' mantığından geldi, buna 'dur' deme ve birlik olma zamanıdır diye düşünüyorum. Öğreti 1.

Oğlumla yirmi dört saat bir arada olmanın keyfini çıkarttığım bu süreçte şunu öğrendim. Meğer o okuldayken veya hafta sonu babasındayken tüm tedirginliğim onun başına olumsuz bir şey gelir kaygısındanmış. O yanımdayken kaygı kayboldu ve ben anda kalmayı öğrendim. Plan yapmadan, kontrol etme ihtiyacı duymadan. Bunu o hayatını normal sürdürdüğünde de yapmalıyım. Çünk..

Devamını Oku  

Karantina Bana Ne Öğretti?


Doktor olmak karantinanın dışında tuttu beni. Elbette bu yeni bir deneyim ve öğrenmezsek kendimizden şüphe etmeliyiz. Ancak öğretmeni olmayan bir öğreti bu ve zorluğu da burada… Yapımıza uyanı; içinde bulunduğumuz fiziksel, düşünsel, duygusal, sosyal şartlarımız içinde algılayıp değerlendirerek davranış alanına geçirebiliyoruz. Her şey öncelikle bize, işleme kapasitemize bağlı.

Karantina tarihsel anlamından başlayarak hiç de olumlu çağrışımlar yapmıyor. Gözümün önüne gelen görüntü ateşli, döküntülü, inleyen insanların acı çektiği kötü ve kapalı bir ortam. Yani oldukça tüyler ürpertici. Yine bir belirsizlik, hiç kimsenin bir şey bilmediğinin yarattığı endişe…  Görünmez, kontrol edilmez bir düşman ortada dolaşırken hissedilen çaresizlik…

Üstelik kızılacak birisi de yok. Biliyorum bir sabah uyanacağım ve virüs nasıl geldiyse öyle gitmiş olacak.

Benim öğrenmelerim yalnız başına olmadı. Görüştüğüm insanların kaygı, korku, izole olmuşluklarının yarattığı endişeleri de aldım. Hiç bu kadar evde kalmamıştık. Ayrıntılara zaten dikkat ederim. Evdekilerin hala keşfedebileceğim yanlarını fark ettim. Oyalanmak, uğraşmak, sosyallik, çalışmak gibi bizi ister istemez kendimizden ve çev..

Devamını Oku  
/ 22       
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun