Kekik Yağı ve Veda

Kekik Yağı ve Veda

Uzun, çok uzun zamandır elimin gitmediği bir yazı bu. Birkaç satır yazıp ertelediğim, tekrar tekrar dönüp durduğum bir yazı. Veda dedim ama veda edemeyeceğimi de biliyorum.Veda için bir eşitlik gerekir çünkü. En azından aynı dünyada olmak gerekir,ki Figen artık başka bir alemde. Bu dünyanın kelimelerinden biriyle ifade edecek olursak, cennette…

Bu sabah banyomda Figen’in kendi elleriyle topladığı kekiklerden yaptığı yağı gördüm yine. Harika bir çiçek buketiyle birlikte kekik yağını getirdiği gün dün gibi aklımda. Kızım doğduğunda gelmişti ziyaretime. O küçük ve sevimli yüzünün neredeyse tamamını kaplayan kocaman gülümsemesiyle… Sahi Figen, ben o kekik yağını kullanıp bitirdiğimde mi gitmiş olacaksın sen? Yoksa telefon numaranı bir gün telefonumdan silersem mi? Instagram sayfan canlı canlı duruyor hala. Çok sevdiğin dünya güzeli kızınla fotoğraflarınıza baktım geçen gün. O ince ve oyuncaklı sesin çınladı kulağımda. Neşe sana çok yakışıyordu.

Nefes terapisi diye bir şey var demişlerdi, çok iyi hissettiriyor demişlerdi. Hayatımın zor bir dönemiydi. Yorgun, iştahsız ve melankoliktim. Hadi bir de nefes terapisini deneyeyim diyerek Figen’e ulaştım. Cevizler, incirler, ev yapımı kurabiyeler ve bitki çayı hazırlamıştı bana. Minik bir çiçekle ve rengarenk tabaklarla tepsiye özenle yerleştirmişti. Önce sohbet ettik, sıcak, yumuşak bir kanepede oturur gibi hissettirdi sohbeti. Sanki bir kedi kucağıma oturmuş da mırlıyor gibi iyi geldi sesi.

Sonrasında biraz müzikle dans ve nefes egzersizleri… Kolay bir deneyim değil belki ama insanı başka bir yere taşıdığı kesin. Zamanın olmadığı bir yerde, bedeninin olmadığı bir uyku yaşıyor insan. O uyku ne kadar sürüyor, gerçekten uyku mu o yoksa başka bir şey mi asla bilemiyorsun. Ama bir uyanma duygusu yaşıyor ve ‘Ne kadar uyudum ben?’ diye soruyorsun.

‘Ne önemi var?’ diyor. ‘Ne kadar uyuduysan uyudun. Süresini bilip ne yapacaksın?’. Hayatı ‘zaman’ı ölçüp biçerek, ucunu bucağını algılamaya çalışarak yaşamaya alışkın bünyem şaşırıyor. Bilme üzerine, ölçme üzerine kurulu zihnim afallıyor. Sahi ne önemi var? Belki 1 saat uyudum belki 5 dakika. Bunu biliyor olmak o deneyimin hissini değiştirebilir mi? Bunu ölçebilmek o deneyimi daha az veya çok kıymetli yapar mı?

Dünyanın en dinlendirici uykusunu uyuduğumu hissederek uyandım. Karnım acıkmıştı. ‘Figen ya benim canım kıymalı makarna istedi’ deyince çok mutlu olmuştu. 

İyi ki yolum düştü sana. İyi ki şifalı dostluğunla dokundun hayatıma. 

Ben o kekik yağını bitiremem. Telefon numaranı silemem. Veda falan da edemem.

İyi ki vardın be Figen…

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun