HIZLANDIRILMIŞ MUTLULUK

HIZLANDIRILMIŞ MUTLULUK

Mutluluk kavramının insan hayatının biricik, kapsayıcı ve temel amacı olduğunu varsayarak başlayabiliriz. Buna itiraz ediyorsanız mazoşistsinizdir ve o başka bir yazının konusu olması gereken bir kavram.

Bir çoğumuz mutluluğun var olmadığına kanaat getirmiş, bazıları mutluluk dediğimizde derinlerde bir yerde, belki de onu hakettiğinden şüphe duyarak bir suçluluk hissiyle irkiliyor. Sorun şu ki, doğruluk ve iyilik, yahut ahlak pek paralellik göstermiyor çoğu zaman. Gösterdiği düşünüldüğünde de bu parallelikle ilgili algı zamanla değişiyor. Örneğin Plato’nun “Republic- Cumhuriyet” adlı kitabında iyi olmanın kötülükten daha karlı olduğu savunuluyor. Ancak iyiliğin çeşitlilikten kaçış, gösterişsiz, basit hayat olduğu savunuluyor. Çeşitliliğin ruhun disiplinini bozduğu izah ediliyor. Birçok modern insan ise bugün değişik aktiviteler veya keyiflerin, hobilerin hayatın “çeşnisi” olduğunu savunacaktır. Biz bugün tekdüzeliği mutsuzluğun tarifesi olarak görüyoruz adeta.

Arzuyla mutluluk arasındaki ilişki ise, iyilik ile olandan daha kaçınılmaz ve çarpıcı. Batı düşüncesinde arzu edilene ulaşamamak, mahrumiyet, yani mutsuzluktur. Budizm ise bilirsiniz ızdırabın kaynağı olarak gördüğü arzuyu yok ederek mutluluğa ulaşmayı önerir.

Anlıyoruz ki her toplumda baskın olan, yaygın olan fikirleri kontrol etmekte olan güç odakları her kimse, onların mutluluk tanımı da genelgeçer hale geliyor. Bugün batı dünyası ve onu kısmen taklit eden bizim gibi ülkelerin çok hırslı ve doyumsuz bir mutluluk anlayışı var. Arzu ettiğimiz şeye ulaşıp ondan istifade ettiğimizde mutluluk bittiği için, hep yeni arzular üretilmesi gerekiyor. Sonsuzluğa doğru giden bir bisiklet gibi reklamların öncülüğünde dönen bu tekerlek durursa düşeceğimizden korkuyoruz. Tatmin olmuş, doymuş, “bu kadar bana yeter” diyen bir insan tipi neredeyse aşağılık bir parazit olarak görülüyor. Çünkü büyük ihtimalle çalışma gereği duymayacak, bizim çılgın çarkımızı döndüren ekonomiye pek bir katkı sağlamayacak.

Şu an mutluluğu başarı olarak tanımlayan bir yapının içindeyiz. Anneler “bak çocuğum, adam gerçekten çok istemiş ve yapmış” gibi laflarla çocuklarını motive etmeye çalışıyor. Sürekli kalplerdeki bir hırs fırınına odun atmaya çalışıyoruz. Reklamlar ve sosyal medya ise sanırım benzin sayılabilir. Eğer bu tanım size itici geliyorsa belki de burada insan doğasını ırgalayan, huzursuz edici birşey var. Şu, yahut bu “hedef” gerçekleştiğinde mutlu olacağımız fikri bence bir sanrı. Her hedef ona ulaşıp sarıldığımızda kayboluyor ve yenisi arkasında beliriyor. Bu maraton doğru, güzel, mutlu yaşam olarak lanse ediliyor. Bir sahnede Tokyo’da toplantıda, bir ara New York’ta takside, daha sonra Berlin’de bir clubda vs gibi hızlı bir yaşam tarzi olan insanlar her cep telefonu reklamının demirbaşı haline gelmiş durumda. Bu adam/kadın ne zaman dinlenecek? 35-40 yaşına kadar bu tempoyu kaldırabilir ama daha sonra ne olacak? Büyük ihtimalle bir aile kurmaya vakti olmayacak. Anne ve babasının cenazesine bile acaba gidecek mi? Bir huzur evinde yalnız mı ölecek akıllı telefonuyla ordan oraya uçan kahramanımız? Orada da önemli toplantılar, ardından çılgın partiler mi yapacak yoksa? Bu muhteşem hayatı olan batılı insanlar neden antidepresanları ve terapiyi icat eden medeniyetin üyeleri? Özetle, bu “hızlandırılmış” mutluluk imgesinin altını biraz yoklarsanız –hayattaki birçok şey gibi- hayli fos.

Mevcut hayat şartları değiştiğinde bunlarla birlikte mutluluk tanımı da güncellenecektir. Ekonomik kriz derinleşmeyi sürdürürse, 2. Dünya savaşı ve öncesinde olduğu gibi daha basit bir hayata özendiren imgeler kamusal hayatta yerini alacaktır. O yüzden şu anki mutluluk şablonunu tutturamadığımıza çok üzülmeye gerek yok. Habire inanılmaz bir hızla yenisini üretecekler.

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun