INSTAGRAMDA OLAN VE ASLINDA OLAN...

INSTAGRAMDA OLAN VE ASLINDA OLAN...

Ayrılık acısı mı?  O da ne? Eğer Instagram’ın varsa ayrılık acın da yok bu devirde. Önce giyinilip süslenilir,  genellikle eski sevgilinin kızdığı tarzda… Sonra kuaför, olmazsa olmaz! Saçlara hafif bir etki lazım ayrılığı belirten. Eğer ayrılık süreci sert geçmişse belki bir saç rengi veya saç boyu değişikliği… Tırnak bakımını, manikür pedikürü de unutmamak lazım tabi…  Ama unutmayalım, her şeyi Instagram’da yaşadığımız için tüm bu değişiklikleri yayınlamak lazım. Gelsin storyler, atılmaya başlasın kuaförde değişimi gösteren fotoğraflar… Önce kuaför çıkışı araba snapleri ama üzgün şarkı dinlemek yasak! Dinlesen bile snap atmak yasak.  O an üzülsen de, İbo’dan yanık bir şarkı geçse de içinden, o anlatsa da içindekileri, Instagram için maskeli, gülücüklü, atarlı-giderli bir Demet Akalın şarkısı gerek… Sonra Bebek’te 3-5 tur boğaz havası, akşama çok iyi çekilmiş ‘küllerinden yeniden doğmuş bir Instagram fotoğrafı’, kankalardan full destek…  Fotoğraf altına ‘’harikasın bebeğim, yıkılıyorsun’’ yorumları,  Instagram hesabının kilidinin açılması, değişen profil resmi, profil yazıları… Sonra gelsin videolar, ‘’ben iyiyim’’ demek için Instagram halkına ve eski sevgiliye… Devamında  ‘zor gün eğlence ekibi planlaması ’,  akşam şöyle güzel bir felekten gece, ayrılığı 3 ayrı mekânda kutlama… ‘Dostlarla full destek, tam destek’  hashtagleri ile dolu bir gün geçirme… Her şey çok iyi, Instagram’da ‘yıkılmadım, ayaktayım’ mesajı veren bir profil, ‘’Ayrılık yaramış.’’ dedirten bir tablo… Kısacası ayrılık sonrası Instagram profili yenilenmesi. Çünkü profili yenileyince sen de yenilenip toparlanıyorsun(!) Çünkü Instagram önemli (!) Orada insanların kendilerine oluşturduğu bir görünüm var. İzlenildiğin, her anının hemen hemen bilindiği ve üzüntünü belli edip kimsenin ağzına laf vermemek için tüm maskelerin takıldığı…  İşlem tamamdır.

Peki ya ertesi sabah? Ertesi hafta? Ertesi ay?  Instagram’da olan durum bu da peki ya aslında olan? Bu akıllı telefonlar, sosyal ağlar; Instagram, Twitter, Facebook, Tinder ve dahası… O kadar işlemiş ki hayatımıza farkında olmadan. Normalde nasıl olduğun değil, Instagram’da nasıl göründüğün önemli olmuş artık. Kişiler kendilerine yeni bir dünya yaratıyorlar adeta orada. Sanki mahalleli ile konuşur gibi bir Instagram halkı,  topluluğu var. Eskilerin ‘’Elalem ne der?’’ cümlesi ‘’Instagram topluluğu ne der?’’ olmuş modern dünyada.  Ne kimse göründüğü kadar mutlu, ne de o kadar kusursuz güzel bir hayata sahip.  Her sabah, belki de yataktan sürünerek kalkılıp, mutsuz olunsa bile eğlenceli şarkı videosu atılıyor arabalardan. Belki orada ağlıyorsun ama yine de eskilerden iyi bir resmi yeni gibi atıp, #tb yapıyor, kaldığın yerden ağlamaya devam ediyorsun veya iş yoğun, sıkıntılı ama bir kahve fotoğrafı çekiliyor, hemen bir hashtag ile ‘iş arası molası’  yazılıyor. Sanki onu yazınca ofiste işler halloluyor veya vize, final dönemlerinde kitaplar açık ders çalışmak için kalem, kahve her şey hazır ama bunu paylaşmak ve çalışıyoruz görüntüsü verdikten sonra gidip yatağa yatmak sanki daha ‘olması gereken –miş’ gibi oluyor. Instagram üzerinden yürüyen ilişkilere girmiyorum bile… Birçok insan makyajın dışında full effect, full photoshop ile ortaya kusursuz bir güzellik çıkarıyor. Hepsi birbirine benzeyen, klonlanmış gibi insanlar topluluğu… Toplumda kalıplaşmış güzellik normları, sektörün oluşturduğu, sanki herkes o bedene aitmiş gibi fotoğraflar çıkıyor ortaya. #coksukur, photoshoplar sağolsun…   

Instagram profilimizde kendimizin olmasını istediğimiz veya öyle zannettiğimiz hayatı sunuyoruz aslında, olanı değil. Hangisi gerçek? Instagram’daki sen mi, diğer sen mi?

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun