UTANÇ VE KABUL

UTANÇ VE KABUL

Bir psikolog söylemişti ‘İnsanoğlu’nun en kuvvetli duygusu utançtır’ diye. Öfkeden, nefretten dahi kuvvetliymiş utanç. İçimizde dallanır budaklanır ve bizi önce suçluluk duygusunun kucağına, oradan da içinden çıkmakta zorlanacağımız başka duygulara atarmış.

Uzun zamandır utandığım bir şey olmamıştı. Bugün utandım. Daha doğrusu dünkü bir davranışımın çok da şık olmadığı bana şık bir şekilde söylendiğinde utandım. Neyse ki kötü bir niyetim olmadığını utanmama yol açan kişi de biliyordu. Üzerinde çok da düşünülmeden, birazcık da başkalarının manipülasyonu yüzünden oluşmuş bir hareketti. Ama bir dakika, yoksa kendimi haklı çıkarmak için bahaneler mi arıyorum? Düşmemek lazım bu tuzağa… ‘Evet, öyle yaptım ama bir sor bakayım niye yaptım!’ cümlesinin arkasına saklanmamalıyım. Saklanırsam kendi nazarımda küçüleceğim çünkü. İçimde bir yerler hatırlatacak bana bahanelere sığındığımı. Peki, ne yapmalıyım? Bu utanç duygusuyla nasıl baş edebilirim?

Baş edilmesi gereken bir şeymiş gibi görmemekle işe başlayabilirim belki. Kabul etmekle mesela… Sahi ne zor bir kelime bu ‘kabul’. Mış gibi yapmadan, yüreğini ortaya koyarak, dik durarak yapılması gereken… Başka türlü yapıldığında işe yaramayan. Biraz yaraya tentürdiyot sürmek gibi. Acıtacak ama yapmak lazım, yoksa iyileşemem…

‘Kabul’ önce biraz acıtıyor, kabul edelim. Ama sonra yavaş yavaş insanın göğsü genişlemeye başlıyor. Daha çok nefes giriyor içeri. ‘Evet ya, bir hata oldu. Utandım. Keşke daha düşünceli olsaydım. Keşke bu sonucu hesap edebilseydim…’ Bu  ‘keşke’ler de kabul. Ama o kadar. Kabul edip bırakıyorum. O ‘keşke’leri içimde yaşatmaya devam edersem günlük hayatıma ihanet edeceğim biliyorum. Böyle bir lüksümüz var mı sahi? Gündelik hayatımızı yok saymaya ve hayatı ‘keşke’ odalarında yaşamaya…

Ha bu arada, bize utançtan kabule geçme şansını verenlere de teşekkür etmek gerek. Öyle ya, duygularını şık bir şekilde söylemek yerine suçlama ve öfkeye başvursalar, utanmak yerine savunmaya geçeceğiz, hatta üste çıkmak için savaş boyalarımızı sürmeye başlayacağız. Ve kazananı olmayan, kimseyi yukarı taşımayan bir mücadelenin içinde boğulacağız.

Demem o ki, kabul etmenin hakkını verdikten sonra utanç kadar güçlü bir duygu bile gündelik hayatın pastel bir rengine dönüşüp, sizinle birlikte akabilir.

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun