Anneme Yazı...

Anneme Yazı...

Annem,

Seni varoluşumun bilinçli düzeyinin ilk anlarından bu yana yargıladım. Hiç olumlu bir duygu veya düşünce beslemeyi denemedim. Çünkü öfkeliydim. Nasıl olur da bir anne henüz birkaç günlük bebeğini hiç düşünmeden, ona duyduğu sevgiden güç almadan bu dünyadan göçüp gitmeyi arzu edebilirdi? Üstelik hastaneden eve gelişi birkaç gün olmuşken sırf kendi bunalımlarının içinde kaybolduğu için bunu denemeye kalkardı? Bunu nasıl kabullenebilirdim? Nasıl affedebilirdim?

Hayatım bunu sorgulamakla geçti.

Henüz ben senin prensesin olamamışken dört yıl sonra güle oynaya bir de kardeş getirdin bana.

Fark ettim ki, yıllar boyunca beklemişim "seni bırakmak istememiştim, hataydı" demeni, özür dilemeni. Tüm bu beklentiler içeride derinlerde beni yıpratmış, senden uzaklaştırmış, aramıza mesafe koymuş meğer.

Ben o küçük kızın bünyesinden çıkamamıştım, o terk edilme acısıyla beslenmiş, o acıyı her konuya bahane etmiştim. Bunların bilincine varmak yıllarımı aldı.

Bir gün uyandığımda annemi anladım. Onun çaresizliklerini hissettim. İçimdeki o acıyı hoşgörüye dönüştürdüm. Önce o terk edilmiş küçük kızı bağrıma bastım. Onu sevmeyi öğrendim. Beni bağrına basan bir annenin özlemiyle yaşarken o özlemi kendim yarattığımı anladım, aslında beni çok seven gerçek annemi görmezden gelmiş olduğumu fark ettim. İnsan takıntılı olarak bir duyguda kaldığında burnunun ucundan daha uzağını göremiyormuş. Belli bir kalıbın içinde geliştiğinde düşünce, genişleyemiyor ve netleşemiyormuş.

Hayatta kendi elimizde olmayan nedenlerle sevdiklerimize verdiğimiz acılar iyileşemez değiller. Önemli olan farkına varmak ve iyileştirmek. Açıkça konuşmak bile gerekmiyor, kendimize itiraf etmemiz ve duyguyu içimizde tutmayıp yaşamamız yeterli.

Bugün annemle arkadaşça bir ilişkimiz var. Her konuyu konuşabiliyoruz. Dertleşiyoruz, gülüyoruz, fikir alış-verişi yapıyoruz. Bir aidiyet duygum var artık. Sevildiğimi, onay gördüğümü hissedebiliyorum.

Ayrıca o beni yaşadığı tüm zor koşullara ve bitmiş psikolojisine rağmen dünyaya getirmek için yirmi dört saatten fazla acı çekmiş bir kadın. Sonrasında bunalım yaşaması çok doğal. Bunu bir anne ve bir kadın olan bugünkü ben tüm benliğimle hissediyor, anlıyor, hoş görüyle kucaklıyor ve sevgimi akıtıyorum.

Anneciğim, iyi ki benim annem sen olmuşsun, iyi ki hayata tutunmuş, bugünlere kadar yanımda kalmışsın. Sen bu hayatta gördüğüm en büyük savaşçısın. Hayatındaki tüm olumsuzlukları birer birer  kendinden ödün vererek olumlu hale dönüştürebilmiş eli öpülesi bir kadınsın. Seninle gurur duyuyorum. Beni de her attığım adımda yüreklendiren, ailede bana en çok inanan kişisin ve bir anlamda 'bugünkü ben'in mimarısın. 'İyi ki'msin.

Seni kocaman ve çok gerçek seviyorum.

Anneler günün ve her günün kutlu olsun. 

Anet Mankeoğlu

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun