Bu Kitabı Erkekler Okusun!

Bu Kitabı Erkekler Okusun!

Bir Hollywood klişesi vardır: Genç bir kadın, birkaç kadın arkadaşının dizine yatmış ağlarken onu terk eden sevgilisini ne kadar çok sevdiğini ve onsuz yapamayacağını anlatır. Kadının arkadaşları da önce gözyaşlarını siler, sonra bu terk eden erkeği nasıl yeniden elde edeceğine dair taktikler üretmeye başlarlar. Sonra kamera erkek tarafına çevrilir, adam erkek arkadaşlarıyla birlikte eğleniyor ve “ilişkiden kurtulduğu” için kutlama yapıyordur. Bu klişe, kadınların ayrılığı atlatamadıklarını, “fazla” duygusal olduklarını söyleyen o bildik modern “Kadınlar duygusal, erkekler mantıklıdır” ya da “Kadınlar aşk, erkekler seks ister” kalıp yargılarının bir uzantısıdır aslında. Peki gerçekten öyle mi?

Buna sosyal bilimciler, özellikle de feministler birçok şekilde “hayır” cevabını verdiler zaten. Ama ben hâlâ yaşayan ve oldukça da popüler olan bu kalıp yargıları, hemen her gün yaşadıklarımıza bakarak çürütebileceğimizi düşünüyorum. Ülkemizde neredeyse her gün bir kadın, eşi/eski eşi/flörtü/sevgilisi ya da eski sevgilisi tarafından “ayrılmak istediği için”öldürülüyor. Bu bilgi, erkeklerin bu kadar kolay öldürebilmesine, yargıya, adalete, ataerkil sisteme dair bize çok şey söylüyor. Ama ben burada daha “kişisel” bir konuya değinmek istiyorum. Bu bilgi bize, erkeklerin ayrılığı atlatamadıklarını da söylüyor.

Oysa bütün popüler kültür klişeleri tam tersini söylüyordu, değil mi? Erkekler zaten ilişki içinde rahat edemezler, “zorla” evlenirler, evlilikten kurtulmak isterler, vs. Peki neden ayrılmak isteyen eşlerini, sevgililerini öldürecek noktaya gelebiliyorlar? Bunun sosyolojik ve psikolojik birçok nedeni olabilir. Fakat sanıyorum ki önce bu gerçekle yüzleşmemiz gerek. Tekrar edelim: Erkekler, ayrılığı atlatamıyorlar.

Susan J. Eliot’ın Tara Kitap’tan çıkan Ayrılığı Atlatmak adlı kitabı, herhangi bir duygusal ilişkiyi sona erdirmesine rağmen duygusal olarak bunu kabullenemeyen kadın-erkek herkes için adeta bir kurtarıcı kılavuz. Yazının başlığında “Bu kitabı erkekler okusun” dememin nedeni, kadınların okumasına gerek yok ya da kadınlar okumasın gibi bir yere varmak değildi tabii ki. Kadınlar da okumalı bu kitabı şüphesiz. Fakat zaten böyle kitapları daha çok kadınlar okuyorlar. Çünkü duygusal yükleriyle yüzleşmek ve bunu atlatabilmek için yardım almak/istemek, aslında kadınlar için daha kolay. İçinde bulunduğumuz ataerkil kültür, erkeklerin duygularıyla yüzleşmelerine ve hele duyguları için yardım almalarına müsaade etmiyor ne yazık ki. Bu yüzden erkeklerin böyle kitapları okumaktan öncelikle “utanmamaları” gerek. Hepimiz insanız, hepimiz atlatmakta zorluk çektiğimiz şeyler yaşıyoruz ve gerekiyorsa yardım almamız şart.

Kadınlar daha duygusaldır diyen ataerkil öğreti, bu duygusallığa “öfke”yi dahil etmez. Öfke, daha çok eril bir duygu olarak görülür. Belki de şöyle ifade etmeli: Bir kadın öfkelendiğinde bu, kadının dengesizliğine, “regl öncesi sendromu”na ve evet “fazla duygusal” olmasına bağlanırken erkeklerin öfkesi doğal, olması gereken ve teşvik edilen bir duygudur. Ama yine de duygudur. Bu gerçekle yüzleştiğimizde, öfkenin başa çıkmamız gereken ve başa çıkabileceğimiz, kontrol edebileceğimiz bir şey olduğunu da fark etmemiz kolaylaşır. Ayrılık gibi travmatik olabilecek kayıplar, sadece üzüntü değil, öfke de uyandırır ve bu duyguyla yüzleşemediğimizde -ki yukarıda bahsettiğim nedenlerden erkeklerin bu duyguyla yüzleşmeleri daha zordur- öfke, sonu şiddete varacak şekilde ortaya çıkabilir. 

Eliot, “Tabiat boşluktan nefret eder. Acı ve öfkenizi geçirirken, yerini kendinize dair olumlu görüşler, olumlu hedefler ve yeni ilgi alanları ile doldurmalısınız. Üzüntünüzün geçip gitmesini sağlarken yeni bir benlik, yeni ilgi alanları ve yeni hedefleri hayatınıza sokarak bunu yapabilirsiniz” diyor ve ayrılık sonrası hislerle nasıl başa çıkabileceğimize dair somut, yerinde tavsiyelerle yol gösteriyor. 

Erkekler, dayatılan toplumsal cinsiyet normlarının onları da yorduğunu, öyle ki ifade edemedikleri, yüzleşemedikleri duyguların şiddete kadar varabildiğini fark etmeli ve duygularından kaçmayı bırakmalılar. Öfke, duyguların en zarar vericilerindendir ve bir erkek için tek kabul edilebilir duygu öfke olduğunda, yıkım kaçınılmaz olacaktır. Ayrılıklar, hayatın sonu değil, hayatın içindeki dönüm noktaları olarak görülebilir. Bazen tek bir kitap, hem sizin hem de “bir zamanlar” da olsa sevdiklerinizin hayatını değiştirebilir. Evet, bu yüzden, lütfen, bu kitabı erkekler okusun.

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun