Corona Gidene Kadar Evde Ne Yapacağız?

Corona Gidene Kadar Evde Ne Yapacağız?

Evdeki Vaktimizi Verimli Değerlendirmek İçin Birkaç Öneri

Çin’de başlayan ve hızla tüm dünyaya yayılan Corona Virüsü, ülkemizde de görüldü ve hızla önlemler alınmaya başlandı. Panik yapmadan, ama konunun ciddiyetinin de farkında olarak, risk grubu olan yaşlı, kronik rahatsızlığı olan, kemoterapi gören ya da bir başka hastalık nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmak zorunda olan biri olmasak da, hatta yakınlarımızda bile risk grubunda tanımlanacak birileri bulunmasa da toplum sağlığı için dikkatli olmamız gereken bir süreçteyiz. Bu nedenle mümkün olduğunca evden çıkmamak, kalabalık olabilecek yerlere gitmemek, sosyal hayatımızı askıya almak mecburiyetindeyiz.

Bu zamanları kolektif bir dayanışmayla kolayca atlatabilme ümidini bırakmadan, evde geçireceğimiz nispeten izole zamanları daha keyifli hale getirmek adına ben de birkaç öneride bulunmak istedim. Kitaplarla, filmlerle, yararlı programlarla kendimize vakit ayırabildiğimiz, ruhumuzu dinlendirip hem bedensel hem ruhsal olarak şifalandığımız, kendimizi tanıyarak diğerleriyle empati kurmayı ve bir arada yaşama isteğimizi yeşerttiğimiz bir yeniden uyanışa vesile olur belki de bu karantina zamanları, öyle umalım…

Eve Dönüş, “Kendimize” Dönüş

Öncelikle Tara Kitap’ın[1] kişisel gelişim yayınlarına göz atmanızı ve hepimiz için savaşlarla, depremlerle, salgınlarla çok yıpratıcı bir süreç olan bu zamanlarda kendinizle biraz daha yakından ilgilenmenizi, bütün bu korkunç gündemlerden iç dünyanıza sığınmanızı öneriyorum. Haris Milonas’ın gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkarak yazdığı Koma 21 ya da Zeynep Albaraz Gencer’in “bazen keskin taşlı yollardan geçmenin, ötekileştirilmenin, belirsizlik fobisinin de ileride size birer şükür kapısı olacağını” söyleyen kitabı İçimdeki Kaktüs, tam da bu zamanlarda kaçıp sığınılacak, zor zamanları atlatmanıza yardımcı olacak hikâyeler sunuyor. Kitaplar, tam da en karanlık anlarda önümüzde bir ışık yakmaz mı zaten?

Bütün Kirlerden Kurtulma Zamanı

Belki de hazır evdeyken ve hijyene bunca ihtiyaç varken şöyle dip köşe bir temizliğe girişme niyetindesinizdir. Sizin için önerimse çok keyifli ve öğretici iki podcast olacak. Spotify’ın hayatımıza kattığı belki de en güzel şeylerden biri, yolda kitap okuyamayanlar için adeta birer nimet olan, çeşitli farklı konuda harika bilgiler sunan podcastler oldu. Benim favori podcastlerimden biri, Psikiyatrist Arzu Erkan Yüce’nin[2], özellikle kadınlar için annelikten ev içi şiddete, obsesif kompulsif bozukluktan aklımızdaki şemalara kadar pek çok psikolojik konuda destek sağlayacak ve içgörü oluşturacak yayınları. Travmalarla, ihanetle, aldatmayla, sosyal medyadaki ilişkiler ve yalnızlıkla nasıl başa çıkabileceğimizden çocuğumuzla olan iletişimimize pek çok konuda bilimsel görüşleri anlaşılır ve eğlenceli bir şekilde anlatan Erkan Yüce’nin yayınlarını, kulaklığınızı takıp yemek yaparken, çalışma odanızı düzenlerken, hatta spor yaparken bile dinleyebilirsiniz.

Distopyalar Ütopya Doğurur

Her ne kadar şu anda yaşadıklarımızın en has bilim-kurgu distopyalarını solda sıfır bırakacağını düşünsek de aslında tarih boyunca daha önce defalarca yaşanmış şeylerden bahsettiğimizi de unutmamak lazım: salgınlar, doğal afetler, savaşlar… Distopik roman ve filmler, tam da umutsuz zamanlarda harekete geçmezsek neler olabileceğini öngörmeleri ve çözümün ellerimizde olduğunu hatırlatıp bizi rehavetten kurtarmaları açısından çok değerli ürünlerdir.

Son önerim, bu zor zamanları, hayatlarımızı sadece kendimizi düşünmeyip tüm dünyanın birbirine bağlı olduğunu hatırlayarak kolektif iyiye doğru değiştirmek adına bizi harekete geçireceğini umduğum bir distopya. Margaret Attwood’un ilk olarak 1985’te yayınlanan mükemmel romanından uyarlanan ve pek yakında dördüncü sezonuyla yayına geri dönecek olan The Handmaid’s Tale adlı dizi, Türkiye’nin internet kanallarından biri olan blu.tv’de yayınlanıyor. Hem çevre hem de toplumsal cinsiyet konularının incelikle işlendiği dizide oyunculuklar ve senaryonun sağlamlığı yanında dizi müzikleri de sizi çok derinden etkiliyor. Yayınlanan üç sezonu üç haftaya yayarak izlemenizi tavsiye ederim.

Umuyorum ki bu karanlık zamanları, dayanışma ve toplumca beraber yaşama kültürümüzü yeniden inşa edebileceğimiz bir fırsata çevirebiliriz. Sanat, edebiyat, kültürel ürünler bu süreçte yanımızda olsun. Tıpkı İtalya’daki karantinada evlerinin balkonlarında topluca şarkı söyleyen İtalyan halkı gibi[3] bizim de birbirimize güç ve moral vererek bu süreci en yakın zamanda atlatacağımıza inanıyorum.

 

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun