Erkekleri Aldatmaya İten Psikolojik Sebeplere Dair 3 Görüş

Erkekleri Aldatmaya İten Psikolojik Sebeplere Dair 3 Görüş

Araştırmalar düzenli olarak erkeklerin eşlerini aldatma konusunda pervasız ve dikkatsiz davranma ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Peki erkeklerin aldatması meselesi neden artık daha fazla gündemde yer işgal etmeye başladı ve bu durumun değiştirilmesi hangi şartlarda mümkün olabilir? Erkekleri aldatmaya iten psikolojik sebeplere dair çeşitli görüşler bulunuyor. Bu yazıda, bu alanda ortaya atılan ve kabul gören üç görüşe dair ayrıntıları bulabilirsiniz. Üç yaklaşım da erkeklerin neden aldattığına dair açıklamalar yapmaya çalışıyor.

Cinsiyet Açığı Yaklaşımı

Erkeklerin %20'si evlilik dışı seks yaptığını bildirirken, kadınların sadece %13'ü bu deneyimi paylaşuyor (ve bu davranışların çoğu her iki tarafta da yeterince bildirilmemektedir). Ayrıca kadınların yaşamları boyunca bir tür cinsel şiddete maruz kalma ihtimali erkeklerin iki katıdır. Bu gibi tablolar, erkek cinsel dürtüsünün ardındaki evrimsel tarihin ürünleri olabilir.

Cinsel dürtüler konusunda erkeklerin önde olmasını sağlayan çok sayıda biyolojik ve kültürel faktör bulunuyor. Yapılan araştırmalar bu faktörlerin detaylarına ulaşmamızda yardımcı oluyor.  Cinsiyetler arasındaki bu farkın kökenlerini daha iyi anlamak, toplumumuzun değişim ivmesi sürerken eksiklikleri gidermemize ve önlememize yardımcı olabilir.

Örneğin, erkeklerin beyninin cinsel takip alanı kadınlardan 2,5 kat daha büyük olabilir. Erkekler, kadınların ortalama olarak iki katı sıklıkta mastürbasyon yaptığını, ortalama motivasyonlarının yetersiz olduğunu belirtiyor. Ergenliğe ulaştıktan sonra erkekler 25 kat daha fazla testosteron (erkek cinsiyet hormonu) üretmeye başlar.

Her ne kadar bu açıkça tüm erkekler için geçerli olmasa da, ortalama olarak, bir erkeğin beyni evrimsel olarak cinsel anlamda dışa açıklığa daha fazla hazırdır.

Çok Eşliliğe Yatkınlık Yaklaşımı

Erkeğin daha aktif görüntüsü, hayvanlar aleminde neredeyse evrensel gözükse de, erkeği aktif olarak tutan bazı istisnalar da vardır. Cinsiyetlerin davranış farklılıklarının ardındaki açıklama şöyledir: Kadınların doğum yapması ve çocukları beslemesi nedeniyle, değerli bir eş bulmak için daha fazla yatırım yapmaları gerekir. Diğer taraftan, erkekler spermlerini mümkün olduğu kadar yaymak ister.

Popüler kavram yanılgılarına rağmen, insanlar yalnızca tek eşli canlılar değildir ve aslında, insan kültürlerinin çoğunluğunda çok eşlilik uygulamaktadır (hem çok eşlilik, hem de çok sayıda eşe sahip olma uygulaması) . Öte yandan, birçok kuş ve hatta yakın akrabalarımız bile, neredeyse her zaman yaşam için ortaktırlar.

Evrim boyunca, sosyal organizasyon tarzımız cinsiyet hayatımızı ve dolayısıyla anatomimizi etkiledi. Bizim için, monogami aslında yeni bir buluştur. Bu organizasyon hareket halindeki bir tür için en uygun stratejidir.

Sperm Yarışı

Eski, çok eşli erkek atalarımız çok eşlilik uygulamasının yaygın olması sebebiyle birbirleriyle rekabet etmek zorunda kaldı. Bunun bir sonucu, “sperm yarışması” idi; burada erkekler, spermlerinin bunu yapanlar olmasını sağlamak için daha büyük ve özel olarak şekillendirilmiş penisleri (bizimki evrimsel sınıfımızın en büyüğüdür) geliştirmiştir.

Erkekler ayrıca daha fazla sperm üreterek gelişti ve bu da göreceli olarak büyük testisler geliştirmemize neden oldu. Bununla birlikte, insanlarda monogaminin doğuşundan bu yana, testislerimiz bir miktar küçülmüş olabilir. Bununla birlikte, daha büyük testislerimiz daha fazla sperm ve bu spermleri vermekle daha fazla ilgilenen bir beyin anlamına gelir.

Kadınlar, daha sonra, “öfke döngüsü”nden (bir dişinin kısa bir süre boyunca “sıcak” olarak algılandığı) “adet döngüsüne” geçtiler. Bunu yaparken eski kadın, erkek eşiyle (doğurgan olup olmadığını bilmeden) daha sık seks yapmış olabilir. Bu şekilde onu kendisi ve çocuklar için kaynak sağlamaya ikna etmiş olabilir. Başka bir deyişle, bazı bilim adamları âdetin, monogaminin doğması ve çocuk yetiştirme (veya en azından nafaka) konusunda ortaklık ile çakıştığına inanmaktadır. Diğerleri, insanların yiyeceklerini serbest bırakılmış kollarında emziren kadınlara taşıması için iki ayak üzerinde yürüdüğünü bile iddia ediyorlar. Ancak diğerleri, monogaminin çok daha yeni olduğuna ve büyük grupların büyümesiyle birlikte dış tehditlere karşı korunmak için geliştiğini düşünüyor. Ancak tüm bu teoriler, onlarca yıllık tartışmalardan sonra bile tartışmalı olmaya devam ediyor.

 

Sonuç olarak, evrimsel biyolojinin getirdiği yaklaşımların tümü, erkeklerin atalarının çok eşliliğe yatkın olduğu konusunda birleşiyor. Fakat bu durum, aldatma fenomenini meşrulaştırmıyor. Çünkü binlerce yılda gelişen kültürel kodlar insan toplumlarını tek eşliliğe yöneltmiş durumda.

 

Tara Kitap tarafından ilişkiler alanında yayımlanan kitaplar, eşler ve sevgililer arası ilişkilerde erkek psikolojisine ışık tutuyor. Baturay Özden’in imzasını taşıyan Erkeğin Pin Kodu, “erkek gözüyle” kadınlar için eşsiz bir rehber niteliğinde. “O kadın” olmanın tüyolarını da veren yazar, kadınlara 'Her gün beni sevmenin yeni bir yolunu bulan bir kadın için çabalamayı bırakır mıyım sizce?' diye soruyor ve ekliyor: "Her erkek hayatının kadını olduğunuzu anlar, yeter ki siz ona anlatın. Erkeğinizin her şeyi olun; aşkı, arkadaşı, dostu, sırdaşı, dert ortağı... Ama asla biblosu olmayın."

İlişkiler alanında Tara Kitap’ın yayımladığı tüm kitaplara buradan ulaşabilir, internet üzerinden sipariş verebilirsiniz.

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun