HER DÖNEMİN HASTALIĞI: ALDATMA !

HER DÖNEMİN HASTALIĞI: ALDATMA !

O zaman herkesin merak ettiği soruyu soruyorum; Aldatmak ne demek? Aldatmak, biriyle beraberken aynı zamanda bir başkasıyla cinsel birliktelikte bulunmak oluyor(du). Peki ya şimdi? Hala öyle mi? Teknoloji aldatmayı çeşitlendirdi mi?

Birini sosyal siteden eklediğin zaman mı aldatmış oluyorsun? Yoksa görüşüp kahve içtiğin zaman mı? Yorum attığın, beğendiğin zaman mı, yoksa cinsel bir şey yaşadığında mı?

Günümüzde olasılıklar çeşitlendiği için mi aldatma da çeşitlendi sizce? Aldatma oranları da buna bağlı olarak arttı mı? Kafamda işte böyle deli sorular…

Aslında neyin aldatma olup olmadığını ilişkideki insanlar belirliyor. Araştırmalara göre, erkekler için aldatma, partneri cinsel bir şey yaşadığında, kadınlar için ise partneri duygusal bir şey hissettiğinde oluyormuş.

Peki ya erkekler neden aldatıyor? Heyecan arayışı, monoton giden evlilik/sevgililik gibi gibi… Yani aldatmanın kişiden kişiye göre, yaşa göre birçok farklı sebepleri olabiliyor. Günümüzde sevgililerde de aldatma çok oluyor. Bu hele benim hiç anlamadığım bir şey çünkü hadi diyelim evlisin, monotonluk yaşıyorsun, sıkıldın aldattın. Ya da artık eşini sevmiyorsun ama ayrılamadın bir türlü,aldattın. Vs vs.Tabii ki bunlar aldatmaya bahane olamaz, aldatmanın hiçbir mantıklı iyi yanı yok da, peki ya günümüzün gençleri henüz sevgiliyken neden aldatıyor?

Hastalık gibi…Şimdiki birçok gencin düşüncesi şöyle:  ‘’EVLENİLECEK KIZ – EĞLENİLECEK KIZ ‘’. Aldatmalarına buldukları kılıf bu! Eskiden de vardı bu ‘’eğlenilecek kız-evlenilecek kız’’ söylemi ama anneler, büyükler söylerdi kızım bak ‘çok gezme’, ‘kısa giyinme’ eğlenilecek ‘basit kız’ olma derdi.  Şimdilerde ise günümüzün erkekleri bunu kullanıyor. Acaba bunları diyen çocukları o neslin anneleri yetiştirdi diye mi böyle?

Eskiden insanlar şimdiye göre daha genç yaşlarda evleniyorlarmış, aldattıkları zaman da gizli saklı oluyormuş ama şimdi evlenme yaşı eskiye göre epey değişti. Daha geç yaşta evleniliyor, insanlar birbirlerini tanıyıp sevgililik dönemi geçirip evlenmek istiyorlar. Ama aldatmalar hala devam ediyor, hatta bana öyle geliyor ki artıyor.

İyi de, sevgilini sevmiyorsan ayrılırsın, başkasını seversin, kafana yatmıyorsa ilişkin ayrılırsın, kafana yatanı bulursun, rahat takılmak istiyorsan bu dönemde rahat takılıp sevgili olabileceğin kişi çok, onunla olursun. Yani anlamadığım şey, o ilişkide kalmak için hiçbir zorunluluğun yok. Ama yine de aldatıyorsun.

Örneğin, kızı seviyor, iyi vakit geçiriyor, bakıyor ki kız da onu sevdi, kız düzgün iyi, işte tamam onu ‘’evlenilecek kız ‘’ kadrosuna alıyor ve kenarda bekletmeye başlıyor. Ya kenarda beklettiği kızla sevgiliyken gizli saklı aldatmaya, eğlencelere gidiyor ya da kendine başka bir ‘yarı zamanlı takılmalık kız’ buluyor (istediğinde arayıp görüştüğü sürekli biri). Ya da kenarda beklettiği kızla tam sevgili olmuyor, onu arada derede saçma bir konuma sokuyor. Kızın çevresinde dolanıyor, onun başka biriyle sevgili olmasını engelliyor, sürekli kafasını karıştırıyor ki kız gitmesin. Ve tabii bir yandan da o ‘yaşının gerektirdiği’ doyması gerekeni yapıyor her neyse o doyum bir bitmiyor! Doyunca bu kenarda beklettiği kızla evlenecek. Bu kız ne eşya mı? Seni bekleyecek mi aylarca, senelerce bu şekilde?

Özellikle 19-29 yaş arası erkeklerimizin yakalandığı bu toplumsal hastalık bence gittikçe artıyor bir de… Tabii kızı önce kendine aşık edip sevdirip ondan sonra beklemeye alıyor. Akıllı ya! İşin daha komik tarafı; o ‘evlenilecek’ gördüğü kızı kenarda tutarken, kışın gece kulüpleri, yazın ‘’Çeşme ve Bodrum beachlerinde’’ malum tabirle ‘’eğlenilecek kızlarla’’ eğleniyor takılıp tatil yapıyor, bir de üstüne bu anları sosyal medyadan paylaşıyor!

Eh herkesin elinde bir akıllı telefon! Telefon kadar aklı yok bunların, madem yapıyorsun bari paylaşma yüzsüz! Tabii duruma göre değişkenlik gösteriyor bu paylaşımlar. Ya kendi hesabından atmıyor ya da atıyor bir snap, sırf geri kalmamak uğruna. Ama kızı ve kızın haber alabileceği kişileri engelliyor.

Tabii ki hiçbir şey gizli kalmıyor,er zaman geç zaman görüntüler kenarda bekletilen kıza ulaşıyor. Başlasın yalanlar! ‘Ben değildim yanlış anlamışsın, arkadaşım içindi o kız, alakam yoktu benim, ben sadece orda durdum, sen kafana takma gereksiz yere gerilmeyelim diye söylememiştim sana’ vs vs.

Saf kız veya inanmak isteyen kız affediyor. Ama eğer kızımız zekiyse inanmıyor, kabul etmiyor. Ve işte tam o anda o muhteşem laf geliyor; ‘Ben seni seviyorum, seninle evleneceğim. Sen farklı bir yerdesin.  Ama işte bu da bir ihtiyaç ya, eğlenilecek kız onlar, senin tırnağın bile olamazlar. Ben de gencim, ne yapayım, bana da yazık değil mi, görmezden gelsen...’

Yazık, çok yazık bu zihniyete!

Bazı erkekler de hem yaptığını saklamıyor hem de ‘Ben erkeğim sana ne, seni ilgilendirmez, ben böyleyim yaparım ihtiyacım o benim, sen sevdiğimsin o başka, senden almıyorum gidiyorum başkasına, sen kızsın yapamazsın sus görmezden gel’ diyor bu da en kötüsü. Ne demek erkek yapar! Erkek evlenmeden doysun?(!) Görmezden gel, o genç çocuk tabii(!) Erkek o… Eee hepimiz insanız ve aynı yapıya sahipsek peki ya kadınlar? Aaa o yapamaz, yaparsa ‘eğlenilecek’ kız kadrosuna girer… Kim belirliyor bu ‘evlenilecek’ kızın özelliklerini? Ve ya düzgün diye hak ettiği değer aldatılmak mı? Güzel bir ilişki yaşamak varken!

Benden yaşıtlarıma tavsiye, eğer bir erkek sizi bekletiyorsa sevgililikte veya daha gördüğü ilk andan itibaren evlilik lafı etmeye başlıyor ama bunu eyleme dökmüyor ise oradan kaçın derim… Çünkü %80 bu tip durumlara maruz kalacaksınız ve ‘bekletileceksiniz’ demektir.

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun