İstanbul Sözleşmesi Yaşatır

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır

Evde, Sokakta, Sosyal Medyada, Her Yerde Dayanışma Yaşatır!

Geçtiğimiz günlerde kadınlar Instagram’da bir akım başlattı: Siyah-beyaz fotoğraf paylaşma challenge’ı. Bu paylaşımların bir anlamı vardı. Kadınlar birbirlerine yalnız olmadıklarını, her zaman dayanışmaya hazır olduklarını belirtmek üzere mesaj atıyor ve siyah-beyaz bir fotoğraf paylaşarak bu destek mesajlarını çoğaltmasını söylüyorlardı. Her gün en az bir kadının öldürüldüğü; cinsel, fiziksel, ekonomik ve psikolojik şiddetin her an her mecrada kadınları ezdiği bir ülkede kadınların birbirleriyle dayanışması, belki de en ihtiyaç duyulan şeydi. Akımın en can alıcı noktasıysa, uzun süredir tehdit altında olan İstanbul Sözleşmesi’ne dikkat çekmesi ve sözleşmenin etkin uygulanması talebinin yayılmasıydı. 

Bu akım, kimilerince “Instagram’da filtreli, dudak büzmeli fotoğraf paylaşınca ne oluyor?” gibi olumsuz tepkilerle karşılansa da kısa sürede akım yurt dışına yayıldı. Küresel çapta ünlü pek çok kadın, Türkiyeli kadınların İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması ve şiddetin önlenmesi taleplerini paylaşarak akıma destek verdi. Türkiye’den Hazal Kaya, Özge Özpirinççi, Arzum Onan, Gupse Özay, Selin Şekerci, Türkan Şoray gibi pek çok ismin destek verdiği paylaşımlarda #challengeexcepted ve #İstanbulSözleşmesiYaşatır etiketleri kullanılırken “Birbirimizin yakasına takılmış siyah-beyaz fotoğraflar olmak istemiyoruz” mesajı göze çarpıyordu. Yurt dışından Jessica Biel, Christina Aguilera, Cara Delevingne gibi isimler, İstanbul Sözleşmesi’nden de bahsederek tüm dünyada yükselen kadına yönelik şiddete karşı tepki gösterdiler.

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır

İstanbul Sözleşmesi, 2011 yılında İstanbul’da imzalanan, cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddete karşı insan haklarını savunan uluslararası bir sözleşmedir. Sözleşme, kimsenin cinsiyeti ya da cinsel yönelimi sebebiyle fiziksel, psikolojik, ekonomik ya da cinsel şiddete maruz bırakılamayacağını söylerken kadınların temel insan haklarını korumaya alır. 

Son zamanlarda sözleşme “aile kurumunu yıkan, kadına yönelik şiddeti artıran” bir belge gibi sunulmaya başlandı. Oysa sözleşme, evlilik içinde şiddete uğrayan kadınların haklarını koruyor. Bazı çevrelerce “her isteyen kadına korunma sağlamak” gibi bir durum da söz konusu değil. Aksine, örnekler kadınların defalarca korunma talep etmelerine rağmen bu talebin reddedilmesi sonucu öldürüldüklerini gösteriyor.[1] Sözleşme etkin bir şekilde uygulansaydı bu kadınlar öldürülmeyecekti. Aile kurumu, şiddet gördüğü için korunma talep eden kadınlar yüzünden değil; kadınlara şiddet uygulayan erkekler nedeniyle zarar görür. Sözleşme, boşanmaları artırmadığı gibi kadınların güven içinde yaşayabilmelerini sağlamaktan başka bir işlevi yok. 

Adnan Ziyagil, Bihter’e Tecavüz Etti! 

Sözleşmenin en çok gündeme getirilen maddelerinden biri de evlilik içi tecavüz. Aslında bu konu, tüm dünyada sıkça tartışma meselesi haline getiriliyor. Çünkü kadınlar, evlendikten sonra eşlerine “ait”, kocalarının “himayesinde” varlıklar olarak görülmeye devam ediyorlar. Bu bin yıllık ataerkil yargı, kadınların erkeklere sürekli hizmet etmesi gerektiğini ve bu hizmete cinsel haz vermenin de dahil olduğunu buyuruyor. 

Hatırlarsınız, tekrarları bile izlenme rekorları kıran dizi Aşk-ı Memnu’da Adnan Bey’in Bihter’i cinsel ilişkiye zorlaması, “erkeğin en doğal hakkı” gibi savunulmuş ve “aldatan kötü kadın Bihter”in bu durumu hak ettiğine dair pek çok paylaşım sosyal medyada yayılmıştı. Oysa bir kadının bir erkekle evlenmesi, erkek her istediğinde kadının ona cinsel “hizmette” bulunması gerektiği anlamına gelmez. Evlilik içinde de olsa cinsel birlikteliğe zorlamak cinsel şiddettir, tecavüzdür. Kadınlar erkeklerin himayesindeki mülkler değildir. 

İşte İstanbul Sözleşmesi, kadınların bu “insan” konumunu savunmakta, aslında Aydınlanma Çağından beri süregelen “kadın insan mıdır?” tartışmasında kadının erkek gibi ve erkek kadar insan olduğu gerçeğinin altını çizmektedir. Buna karşı gelmek, kadınla erkeğin temel insani haklar konusunda eşit olmadıklarını söylemektir ve şüphesiz bu durum köleliği savunmak kadar insan haklarına aykırıdır. 

Eşit ve Özgür Bir Yaşamı Savunuyoruz

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kadın cinayetlerinin arttığı, kadına yönelik şiddetin gitgide yaygınlaştığı ve kadınların yüzyıllardır süren mücadelelerle elde ettikleri temel hakların tehlikede olduğu bir zamanı yaşıyoruz. Tüm dünyanın içinde bulunduğu bu kriz durumunun, kadınların ve yaşamın lehine dönüşeceğini; kadın dayanışmasının bir şekilde bu olumsuzlukların üstesinden geleceğini ve eşit, özgür, barış içinde bir yaşamın hepimiz için mümkün olabileceğini biliyoruz. Bunun için kazanımlarımıza sahip çıkmak, şiddetten değil yaşamdan yana tavır koymak sorumluluğumuz. Yaşama, kadınlara, umuda inanalım. 

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun