KADIN MI ERKEK Mİ?

KADIN MI ERKEK Mİ?

Güzellik merkezinin bekleme odasındayım. Odada benden başka kırklı yaşlarının sonunda olduğunu tahmin ettiğim bir kadın daha var sadece. Nedense onunla sohbet etmek gelmiyor içimden. İlginç bulmadığım için olabilir mi? Sıradan bir görünümü olduğu için anlatacakları da sıradan olacaktır diye bir önyargım var herhalde.

Camdan dışarı bakarak oturduğum için kapıya sırtım dönük. O yüzden içeri yeni giren kişinin sadece sesini duyuyorum. Kişi? Kadın diyemiyorum çünkü sesi erkek sesi. Erkek de diyemiyorum çünkü bu ses bir kadının tonlama ve tınılarıyla kulağa geliyor. Hem burada erkeklerin ne işi var değil mi?

Meraklıymış gibi hemen kafamı çevirip bakmıyorum. Ki meraklıyım. 

Benim görebileceğim bir koltuğa, çaprazıma geçip oturuyor. Sarı röfleli saçlarını at kuyruğu yapmış. Yüzünde hiç makyaj yok. Eşofman altı ve spor ayakkabı giymiş. Tişörtünün üstünde ince bir mont var. Gülümsüyoruz birbirimize. Çay ikram ediyorlar bize. Adı Emre’ymiş. Nedense duymuyorum Emre hanım mı bey mi diye hitap ettiklerini. Sahi ne denmeli ona acaba? Emre erkek ismi ama görüntü tam da erkek değil. Peki görüntüde tam da erkek olmadığını düşündürten ne var? Sadece sarı röfleli at kuyruğu yapılmış saçlar. Ama uzun saçlı erkekler de var, erkek olduklarına şüphe etmediğimiz. Emre niye onlardan biriymiş gibi durmuyor? Oturtamıyorum kafamda bir türlü. Oturtmalı mıyım ki?

Sohbete başlıyoruz sonra.(Onu ilginç bulduğum için olabilir mi?) Yurt dışında yaşıyormuş. Hayat standartlarını düşürüp gitmiş yurt dışına. Avrupa’da, insanların erkenden yattığı, dükkanların erkenden kapandığı, kasabadan hallice bir yerde yaşam kurmuş kendine. Sıkıcı buluyor evet ama huzurluymuş orda. Gerçi ırkçılık oradaki LGBT lerde bile varmış ama demek ki burada neler yaşadıysa ona bile razı olmuş.

Ne iş yapıyor orada acaba? Nasıl geçiniyor? Görünüşü çok sade, öyle show business tarzı bir hava yok hiçbir şeyinde. Nedense abartılı veya marjinal bir giyim-kuşam ya da tarzda olmasını bekliyorum ondan. Böyleleri hep uçlarda olmaz mıydı? Böyleleri derken???

Konuşmamızın bir yerinde acı eşiğimin çok da yüksek olmadığını söylüyorum. ‘Benimki epey yüksektir, on erkekten dayak yesem yine ayağa kalkar, sigaramı yakar yürür giderim’ diyor. Yutkunuyorum. Verdiği örnek sert. Kimbilir neler yaşadı? 

Sıcaklayınca montunu çıkarıyor. Göğüslerinin olmadığını fark ediyorum. Niye göğüsleri olması gerektiğini düşünmüştüm ki? Ve cüret ederek soruyorum, ona böyle bir soru sormaya hakkım olmasa da, biz burada bu memlekette her şeyi sorma hakkını buluruz ya kendimizde ‘Göğüslerini neden yaptırmadın?’ deyiveriyorum.

‘Sana ne’ dese yüzde yüz haklı. Bana ne ki! 

‘Bilmem, istemedim.’ diyor. Nedenini anlamaya çalıştığımı görünce ‘Gerek duymadım’ diye ekliyor. Sahi niye sordum ki böyle bir şeyi? Tabii ya erkek –erkek gibi- görünmelidir, kadın da –kadın gibi-. Saçlarını uzatıp röfleler yaptırıyorsan, kadınların gittiği bir güzellik merkezine gidiyorsan kadın gibi görünmelisin. Madem kendini erkek gibi hissetmiyorsun o zaman kadın gibi olmalısın. Kadın gibi göğüslerin olmalı, kadın gibi giyinmelisin. 

Kim diyor bunları? Kimin düşünceleri bunlar?

‘Ben androjenim.’ diyor kendini daha iyi tarif edebilmek için. Demek ona bu hissi veriyorum. Sürekli olarak kendini açıklamak zorunda hissetmesi ne zordur. Ki yaşadığı diğer zorlukların yanında bu hiçbir şeydir herhalde. Horlanmış, aşağılanmış, ötekileştirilmiş, her türlü şiddet görmüş, dayak yemiş, kimbilir daha neler yaşamıştır hayatında…

‘Bana soruyorlar, size Emre bey mi diyelim Emre hanım mı diye. Ne isterseniz deyin ben benim işte’ diyor.

O anda kafama dank ediyor. Aslında bu kadar basit. ‘Ben benim işte’. 

İçeriden ismimi sesleniyorlar. ‘Selcen Hanım sizi alabiliriz’.

‘Görüşürüz’ diyorum Emre’ye.

Sahi görüşür müyüz bir daha? Denk gelir miyiz kadın-erkek, hanım ve beyler dünyasında?

 

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun