SÜLEYMANIN ASKERLERİ

SÜLEYMANIN ASKERLERİ

Şimdi burada sen Süleyman olsan!

Hz. Süleyman en yaratıcı kudrete sahip olan kişiydi. Orduları vardı. Kimdi bu ordular? Süleyman’ın orduları kim ola ki? Böyle bir ordu şimdiye kadar görülmemişti.

Süleyman’ın orduları kuşlar, karıncalar ve bilmediğimiz hayvanlardı. Ve Hz. Süleyman bu orduyu sadece ve sadece hayırlar işlemekte kullanıyordu. Birlik ve beraberlikte kullanıyordu. Süleyman’ın ordusunda bir sürü kullanacağı araçları vardı ise... Ya yaşamın içindeki her şey araç ise?

Süleyman'ın bu durumu sizin zihninizde hangi yöne, hangi “duruma” eş değer gelir?

Muhtemelen zihnen yaptığınız işlere denk gelecektir.

Şimdi burada sen Süleyman olsan ve senin orduların varsa! Ordularını hangi yaratıcı düşünce ve istek için kullanırsın?

Yaşam sayesinde amel yani "davranış, hareket, iş, çaba, emek, çalışma ve eylem" gerçekleşir. İşleme fırsatı doğar insana... İmkânsızı aramaktan daha zor bir şey var mı? Maddi olmak zihni, aklı perdeler; idrak etmeyi zorlaştırır ve dengeyi bozar. Maddi olmak perdeli olmak demektir. Lakin kendi ordunu keşfetmek ve işleme koymak yaşamı hareket ettirir.

İnsanın kendi ordularını “potansiyel” olarak anlayamamasının ya da anlamlandıramamasının sebebi ise, masumane olarak aldığı negatif yaşam etkileri yüzündendir. Bu etkilerle kendisini küçümser, kudretini hor görür, ordularını yani gerçek potansiyelini fark edemez. Bu yüzden yeteneklerini fark etse bile "yapamam ki" diyerek kendine karşı acımasız olur. Etrafını da küçümser. Kendisini "eksik bir durumu var" -mış gibi görür. "Herkeste var, bende yok" düşüncesine kapılır. İşte bunlar aldığı negatif kayıtlardan kaynaklanır. Bu kayıtlar onun zihninde oynar durur. Bu oyunu kırmanın en güzel yolu Süleyman’ın ordusunu fark etmektir. O orduyu kime karşı, neye karşı kullanacağını bilmek, bunu öğrenmektir. Yaşayan her bir varlığın amacı budur.

Bugün kendine sor; Süleyman’ın kullandığı araçları yani “ordusu” varsa! Senin dışarıdaki dünyada kullanabileceğin ne gibi araçların var? Ne işler yapıyorsun? Nasıl yapıyorsun? Sor kendine ve bir durum belirle. Sana akan sonsuz ilham kaynağından yavaş yavaş bilgiler akacak kulağına, zihnine gelecek hepsi.

Şayet bir de böyle bakarsan olaya senin ordun kimler olurdu? Kendinin bu “yönünü” nasıl kullanırdın?”

Sır şimdi burada; bir şeyi hayatına sokmak istiyorsan o şeyin içine gir. Kelimeleri cümleye, cümleyi ifadeye dönüştür ve o ifadeyi usulünce destur ile tereddüt etmeden hayatına geçir.

Eğer ordunu “o isteğini” hayata geçirmek için kullanacaksan "o şeye tutunma". Öncelikle bırak onu, şöyle sağ tarafına bir yere... Onun içine gir, ona tutunma. Çünkü o sen değilsin, o bir istek. Onun içine girersen şayet, onunla beraber hareket etmeyi öğreneceksin. Korkma, gir içine ve yaşa onu. Olmasına izin ver. Onun içinde gevşe, otur, hareket et, rahat et. Korkma, kaçma ondan; onunla savaşma, soru sorma ve direnç gösterme ona. Bak bakalım bu istek sen misin? Yoksa koşullanman mı? Şayet sensen gerçekleşecek o istediğin şey. Eğer sen değilsen ona aldanma ve yorulma bu düşünce ile. O şeye sıkıca tutunursan, onun gelmesini engellersin. O'na karşı herhangi bir mücadele veya bir zorlama yapma. Orduyu yani “potansiyel durumu” rahat bırak. Kendine o durumun içinde rahatça hareket ederek yaşamaya izin ver. Yeter ki ona tutunmayı bırak. Sadece onun enerjisinin içinde ol. Yaşa bu dünyada, doya doya yaşa. Sadece savaşmazsan ve zorlamazsan kendini ve başkalarını yargılamayacaksın, isteklerini ve kendini küçümsemeyeceksin. Kendini yargılamadığında kalbinden zuhur eden kelimelerin sevgi içerdiğini fark edeceksin ve sevginin senin gerçeğinin ta kendisi olduğunu o kelimeler sana sunacaklar. Kelimelerle "o potansiyeli” pozitif yönde var etmeye başlayacaksın. İşte o zaman bir şeyi değiştirmeye ihtiyacının olmadığını, sadece onu yaşaman gerektiğini anlayacaksın.

O şey her ne ise bırak yaşamının içine nüfuz etsin. Onun için endişelenme, direnme; sen yaşamın nehirleriyle süzül. Onu kontrol altına almaya çalışma, o şeyi istemekten ve Süleyman’ın askerleri gibi kendi ordunu kullanmaktan korkma. Korktuğun için isteğinin sana gelmesini engelliyorsun, onun önünü kapatıyorsun. Zekânı ve mantığını göstermeye de çalışma. Zihin insanı yanıltır. Sen sadece kalbin ile keşfet, yüreğinle gir onun içine ve öyle yaşa. Zihin öğrenmek ya da başka şeyler için gereklidir elbette, lakin isteklerinde ve kendini tanımak için gerekli değildir.

Yüreğin o şeye, “o isteğe” ısındığında, yaşam o şey için seni destekleyecek ve artık o senin yanında bir dost olacak, senin arkadaşın olacak. Tutunma isteklerine ve sadece onlara sahip çıkarak yaşa. Duygular ve düşünceler gelip geçicidirler. Önemli olan merkezde kalmaktır. Bırak isteklerin düşüncelerle bozulmasın, sen onun içine gir, gevşe ve sadece yaşa.

Şöyle düşün;

Savunmak için saldırıyı yarattık. Sevgi için sevgisizlik yarattık. Her an bir durum yarattık. İstersen şimdi bu durumlara bir son verebilirsin. Bırak istediğin düşüncen tüm yoğunluğu ile orada olsun ve sen hiçbir şey yapmadan onunla yaşa, onunla dost ol... Ne yapıyorsun? Nasıl tepki veriyorsun? Bir bak. O şey senin için gerçekse, sen kendini o şeyin içinde bulacaksın.

İstediğin şey, ona tutunmadığında, onu serbest ve akıcı bırakabildiğinde ve onun seni rahatsız ettiğini düşünmediğinde gerçekleşecek. İşte sen o zaman kendini kendi kudretinle gerçekleştirmeye başlayacaksın.

Kendi güzel düsturundan ödün verme. Sana bahşedilen güzel ve gerçek olan potansiyellerini kullanmaktan utanma ve korkma. Yaratıcı daima senin yanında olacak. Kim ne derse desin, sen ordularını kendi doğru bildiğin istikamette ve birlik olmak için kullan.

Dış uyum, iç uyumun sonucu ve yansımasıdır.

Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun