Aşk Yetmediğinde

Aşk Yetmediğinde

₺ 23 ₺ 14

Yazar: Dr. Howard M. Halpern
Çevirmen:Tuğçe Toğo
ISBN: 978-605-83570-5-1
Sayfa Sayısı: 272
Dili: Türkçe
Yayınevi: Tara Kitap

 

Size faydadan çok zarar veren ilişkinizi bitirmeye cesaret edemiyorsanız,

Sorunlu, mutsuz ve sizi giderek daha da aşağı çeken bir evliliğin içinde tutsak kaldıysanız,

Aşk, şefkat, cinsellik, dürüstlük, saygı, duygusal destekten yoksun bir ilişki içindeyseniz,

‘Onunla mutsuz olsam da onsuz yaşama ihtimalimi düşündükçe daha büyük bir mutsuzluğa kapılıyorum’ diyorsanız,

Bu kitap bir bağımlılık şeması içinde olduğunuzun farkına varmanız ve sizi bu bağımlılığın içinde tutan sebepleri bir bir alt etmeniz için size rehber olacak.

Psikoterapist Dr. Howard Halpern’in kendi hastalarının problemlerinden yola çıkarak benzer problemler yaşayanlar için hazırladığı bu kitap, ilişki ya da evliliklerde bağımlılık ve bu bağımlılıktan kurtulmanın yollarını anlatıyor.

Aşk Yetmediğinde son noktayı koymakta zorlananlar, yıllarını birine bağımlı olarak geçirenler, bu kitap sizin için!

GİRİŞ

Bir aşk ilişkisine nokta koyabilmek bazen çok zordur, üstelik size zarar verdiğini bildiğiniz halde...

“Size zarar veren” bir ilişkiden kastım, değişim geçiren iki farklı insan aşk dolu bir ilişki yürütmek için mücadele ederken, karşılarına ister istemez çıkan birtakım uyumsuzluklar ya da düş kırıklıkları değil.

Ölümcül sonuçları olan ilişkilerden bahsediyorum.

Elde edilmesi mümkün olmayan insanlara olan bağlılık duygusundan bahsediyorum (bu o insanın başka birine ait olmasından, bir ilişkiye kendini adamak istememesinden ya da başından kötü bir deneyim geçmiş olmasından kaynaklanabilir).

Apayrı frekanslara; dolayısıyla da çok az ortak noktaya, çok az güçlü iletişime sahip, birbirleriyle ya da birbirlerinden çok az keyif alan uyumsuz çiftlerden bahsediyorum.

Birinin ya da ikisinin birden aşk, şefkat, cinsellik, istek, cazibe, dürüstlük, saygı ya da duygusal destek –her ne olursa– ihtiyaç ve istekler anlamında kronik bir yoksunluk çektiği ilişkilerden bahsediyorum.

Bazı durumlarda boşluk, uzaklık, yalnızlık ya da mahrumiyet çölünde yitip gitmiş ilişkilerden bahsediyorum.

Ve kimi durumlarda da, öfke, kin ve sömürünün egemen olduğu ilişkilerden bahsediyorum. 

Kötü bir ilişkinin içinde kalmak bitmek bilmez kişisel bir trajediye dönüşebilir. Genellikle insanların kendilerini tatmin eden birini bulamamalarının sebebi artık tamir edilemeyecek bir ilişkiyi bırakıp devam edememe konusundaki beceriksizlikleridir.

Bu kitap mutsuz bir ilişkide tıkanmış ve bundan kurtulmak isteyenler için rehber niteliği taşıyor. İnsanları böyle bir ilişkide tutan şeyin ne olduğuna dair bilmeceyi çözmeye ve çözüm yollarını göstermeye çalışacağım.

Bu kitabı öncelikle vasat bir ilişkiyi sürdürmeye çalışan âşıklar ya da çiftler için yazıyorum, geliştirdiğim prensipler arkadaşlık, akraba ilişkileri, iş arkadaşlığı ve meslek gibi diğer alanlara da uygulanabilir.

Bu kitabı büyük bir minnettarlık beslediğim, ilişkilerindeki zorlukları benimle paylaşan sevgili hastalarıma ve arkadaşlarıma adıyorum. Şu an size aktaracağım şeylerin çoğunu onlar sayesinde öğrendim.

Metnin hazırlanışında desteğini esirgemeyen Lori Jacobs’a, tutarlı ve yapıcı desteği için temsilcim ve arkadaşım Ellen Levine’e, isabetli ve kıymetli önerileri ile gösterdiği ilgi için Jane H. Goldman’a özel teşekkürlerimi sunuyorum.

Dr. Howard M. Halpern 

AŞKININ TUTSAĞI MISIN?

Sağlık Bakanlığı henüz onaylamamış olabilir ama kötü bir ilişkiyi sürdürmeye devam etmek sağlığınıza zarar verebilir. Ciğerlerinizi zehirleyen bir sigara gibi, kendinize olan saygınızı sarsabilir ve özgüveninizi zedeleyebilir. İnsanlar sevgilileri ya da eşleriyle yaşadıkları ilişkinin onları öldürdüğünü söylerken, bunun doğruluk payı var. Stresten kaynaklanan tansiyon ve kimyasal değişimler, vücut sisteminizi rayından çıkararak, enerjinizi sömürebilir ve düşman mikroplara karşı direncinizi azaltabilir. Çoğunlukla da kişiyi alkol, amfetamin, uyku hapı, uyuşturucu, sakinleştirici, tehlikeli arayışlar, hatta intihara doğru giden sağlıksız kaçışlara sevk edebilir.

Öte yandan, sağlığınıza bir etkisi olmasa da, ölümcül bir ilişkiye devam etmek hayatınızı endişe, öfke, boşluk ve umutsuzluk duygularıyla gölgeleyebilir. Bunu aşabilmek adına, bu ilişkiye hayat vermek için çaba sarfetmiş fakat emeklerinizin sonuçsuz ve moral bozucu olduğunu görmüş olabilirsiniz. Kesinlikle yalnız değilsiniz. Esasında son derece akıllı ve tecrübeli pek çok insan, onlara zarar verdiğini bildikleri halde, ilişkilerini bitirmekte zorlanırlar. Muhakeme becerileri ve kendilerine olan saygıları bu işe bir son vermesini söyler ama maalesef devam ederler. Sanki ilişkileri bir hapishane ve onlar da içinde bir tutsakmış gibi, bir şeyler onları hep alıkoymaktadır. Arkadaşları ve psikoterapistleri bu “hapishane kapılarının” aslında ardına kadar açık olduğunu ve tek yapmaları gerekenin bir adım atmak olduğunu söylemiş olabilirler. Fakat onlar umutsuz bir çaresizlik içinde olduklarından geri çekilirler. Kimileri eşiğe kadar yaklaşır, fakat ilerleyemez. Kimileri bir an için dışarı çıksa da, hemen bir imdat çığlığı ve çaresizlik içinde hapishanesinin güvenli kollarına gerisin geri sığınır. İçlerinde bir şey dışarı çıkmak ister. İçlerinde bir şeyler bu şekilde yaşamak istemediklerini bilir. Fakat pek çok kişi, kendisini değiştirmek için hiçbir çaba harcamayıp hapishanesinde kalmayı seçiyor; kimisi parmaklıklar ardına şirin perdeler çekip, dekoratif duvar kâğıtları seçerek bu durumu sevimli bir hale getirmeye çalışıyor. Yıllar boyu gerçek anlamda yaşayamadan hücrelerinin bir köşesinde yitip gidebilme ihtimalleri yüksek.

Her gün pek çok erkeğin ve kadının onları tatmin etmeyen ilişkilerinde yaşadıkları zorlukları dinliyorum.

Alice: Sanırım Burt yüzünden yavaş yavaş deliriyorum. O kadar duygusuz ve bana karşı o kadar tepkisiz bir halde ki bazen bir robotla birlikteymişim gibi hissediyorum. Başlarda romantik biri olduğunu söyleyebilirim fakat şu an sessizlik ve ilgisizlik dışında hiçbir özelliği yok. Bundan şikâyetçi olduğumda “Neysem oyum” deyip işin içinden sıyrılıyor. Son derece bıkmış ve tükenmiş olsam da, ondan ayrılmayı bir türlü beceremiyorum. Aslında bu konuyu ne zaman ciddi ciddi düşünsem, müthiş derecede korkuyorum...

Jason: Dee çoğunlukla sorumsuz ve bencil biri. Beni başkalarının yanında küçümsüyor ve kimi zaman gözümün önünde başka erkeklerle flört ediyor. Bu duruma kızacak olsam, onu boğmaya çalıştığımdan yakınıyor fakat bunu arkadaşlarıma danıştığımda bana gerçek anlamda çok çektirdiğini söylüyorlar; hatta öyle ki kimi zaman anlattıklarım karşısında dehşete kapıldıklarını fark ediyorum. Bu noktada, bana verebileceği hiçbir şey olmadığını görüyorum ama beni engelleyen her neyse o şey kesinlikle benden daha güçlü görünüyor. 

Maureen: Brad’in karısından ayrılmayacağını biliyorum. Kendimi perişan ettiğimi ve onunla olmaya devam ederek yıllarımı boşa harcadığımı görebiliyorum fakat buna ne zaman bir son vermeye çalışsam, içinden çıkılmaz bir cehennem azabı yaşıyorum ve ona geri dönüyorum... Ona ait olduğum hissine kapılıyorum.

Mitchell: Nasıl oluyor anlamıyorum ama her şey bir savaşa, insanın içine oturan ağır birer kavgaya dönüşüyor. İzleyeceğimiz filmden pencerenin ne kadar açık kalacağına kadar en ufak şeylerde bile bir iktidar savaşına giriyoruz. Sanırım Lara ile anlaştığımız tek nokta birlikte olmadan daha iyi olduğumuz ama bunu başaramıyoruz.

Jo Anne: Dennis’i sevmekten yıllar önce vazgeçtim. Çoğu geceler, eve gelişini korkuyla bekliyorum. Ama öylesine ortak noktamız vardı ki ev, çocuklar, anılar ve belki de sade bir alışkanlık kurtulmak istesem de, bundan sonra hayatımda olmayacağını ve bu süreçte yaşamak zorunda kalacağım onca şeyi düşündükçe, kendimi bir sene boyunca beklerken buluyorum, sonra bir sene daha... Artık tüm bunları yaşamam gerektiğini düşünerek durumu kabullendim ama kendimi ölü gibi hissediyorum.

Arthur: Gerçek şu ki, Betsy’yi sevmiyorum, en azından onunla evlenecek kadar. Ama ilişkimizi bitiremiyorum da... Başka kadınlarla tanışmaktan kaçınıyorum çünkü onların beni reddedeceğini düşünüyorum ve bu olasılık beni mahvediyor. Bu yüzden de Betsy’ye tutunuyorum çünkü o hep yanımda. En azından beni gerçekten önemseyen, bir kamyonun altında kalıp kalmadığımı, gün içinde olup bitenleri, mesela otobüsü kaçırdığımı, aldığım yeni tişörtü, kimsenin bir tarafına takmadığı şeyleri anlatabildiğim birinin olduğunu bilmek hoşuma gidiyor.

Eileen: Niçin bana bu kadar kötü davrandığı halde hâlâ Peter’la görüşmeye devam ediyorum ki sanki? Bana karşı cidden çok acımasız ve kelimenin tam anlamıyla bencil! Belki yüzlerce kez ayrılık konuşması için prova yaptım. “Seni çok seviyorum fakat bu ilişki bana iyi gelmiyor.” “Yürümüyor.” “Artık seni görmek istemiyorum.” “Artık sana karşı yeterince ihtiyaç duymuyorum.” “Kaybol, seni bencil aşağılık herif!” “Yıkıl karşımdan!” Bazen buna benzer şeyler söylüyorum ve bitiriyorum; ama sadece bir haftalığına!

KENDİNİ KANDIRMANIN GÜCÜ

Tüm bu insanlar ilişkilerini sonlandırmanın çok daha iyi olacağı düşüncesinde ama iş bunu yapmaya gelince elleri ayakları birbirine dolanıyor. İlişkiyi yürütebilmek adına, kendi çıkarlarına ters olduğunu bildikleri halde, konuyu saptırarak kendilerini kandırmaya çalışıyorlar. Muhtemel bilinçdışı sebepleri öteleyip “iyi” sebepleri öne çıkararak, durumu akla yatkın bir hale dönüş türüyorlar.

Alice (Burt’ün uzaklığı ve ilgisizliği yüzünden “yavaş yavaş deliren”): O soğukluğunun ardında beni seven bir kalp olduğunu biliyorum. Sadece bunu göstermekte biraz zorlanıyor. Yoksa neden ayrılmak istemesin ki?

Jason (Dee’yi bencil ve incitici bulan): Genellikle acımasız ve duygusuz olduğunun farkındayım, belki de ben gereğinden fazla hisliyim ve çok fazla şey bekliyorum.

Maureen (Brad’in eşini asla bırakmayacağından emin olan): Bazen aramızda öylesine iyi ve sevgi dolu bir bağ oluyor ki, nasıl hâlâ karısıyla birlikte olacak kadar aptal olabildiğini anlamıyorum.

Mitchell (Lara ile her küçük şey için kavga eden): Belki de kavgalarımız bize birbirimizi ne kadar sevdiğimiz gerçeğini gösteriyor.

Jo Anne (Dennis’i uzun zaman önce sevmeyi bırakmış olan): Belki de aşk bu kadar önemli değildir. Belki de bu herkes için böyledir.

Arthur (Betsy’yi evlenecek kadar sevmediğini hisseden): Beni çekici bulan ve çekici bulacağım başka kadınların olduğunu sanmıyorum.

Eileen (Peter’ın ona kötü davrandığını düşünen): Beni sevmediğinden değil. Sadece sadakatten korkuyor.

Bir şeyi kendi içinde olumlamak sadece kendini kandırma yöntemi değildir. İnsanlar bazen akıl tutulmasına yol açan birtakım yerleşik duygular ve inançlar geliştirirler. Daha da kötüsü, kendi çıkarlarına yönelik sağlıklı bir muhakeme yapma becerileri bulanıklaşır.

Alice: Burt’ten ayrılırsam, ömrümün sonuna kadar yalnız kalırım, böyle bir şeyin başıma geldiğini düşünemiyorum.

Jason: Dee bana hep pislikmişim gibi davranıyor. Ağzından çıkan her kelime ya şikâyet ya eleştiri ya da emir dolu. Ama onu seviyorum. Onsuz yaşayamam gibi hissediyorum.

Maureen: Bazen başka biriyle evlendiğimin hayalini kuruyorum, Brad de karısıyla devam edecek ve böylece hayatlarımızın sonuna kadar kavuşamayan iki âşık olarak kalacağız. Bu bizim kaderimiz.

Mitchell: İki dakika kavga etmeden konuşamadığımızın farkındayım ama Lara’ya karşı duyduğum hisleri siz de duysanız, hep bir çözüm yolu bulurdunuz.

Jo Anne: Ne zaman ayrılmayı düşünsem, müthiş bir suçluluk duygusuna kapılıyorum.

Arthur: Beni başka kim ister ki? 

Eileen: Peter beni artık sevmediğini söylüyor fakat bu doğru olamaz. Beni zamanında sevmişti ve bu öylece kaybolup gidemez. Beni sevmek zorunda.

Bu açıklamalardan bazıları öylesine tanıdık ki, sorunun nerede olduğunu görmek zor. Bunlara çevrenizden alışkınsınızdır. Aşk romanlarından alışkınsınızdır. Filmlerden, tiyatro oyunlarından ve şarkılardan alışkınsınızdır. Belki siz de mutluluğunuzu feda ederek bu cümlelere sığınıyorsunuzdur. Eğer öyleyse, şu soruyu sormalısınız: Neyi korumaya çalışıyorsunuz? Korktuğunuz şey ne? “İyi” sebeplerin ardında yatan gerçek sebepler neler?

“BİR ŞEY BENİ TUTUYOR”

Eileen yirmi sekiz yaşında, bir kadın dergisinde çalışan etkileyici ve yetenekli bir editördür. Psikoterapi için benimle görüşmüştü çünkü doktoru deri döküntülerinin ve uyku probleminin temelinde duygusal problemlerin yattığını söylemişti. İki yıl önce, enerjik ve başarılı mimar Peter’la bir ilişkiye başlamıştı ve bu semptomlar da bu süre içinde kendini göstermişti. Nedenini görmek zor değildi. Peter ona kötü davranıyordu. Çoğunlukla da acımasızdı. Eileen de onun bu davranışlarına katlanmaya çalışıyordu. Bir randevuları olduğunda, ondan haber çıkmadığı oluyordu. Sonra da gecenin ikisinde arayıp, saçma bir bahane sunarak, “Taksiye atla ve bana gel” diyordu. O da yataktan kalkıp, giyinip bir taksi tutup ona gitmekte tereddüt etmiyordu.

Bir keresinde Eileen seansa geldiğinde mutluluktan uçuyordu. Çünkü Peter, hiç beklenmedik bir şekilde, hafta sonu başbaşa bir tatile gitmeyi önermişti. Fakat sonraki seansa depresif ve çökmüş bir halde geldi. Yola çıktıklarında bunun romantik bir tatil olacağını düşünmüştü, Peter sonradan bir iş konferansına katılacağını ve zamanın çoğunu yalnız geçirmesi gerektiğini söylemişti. O da sinirlenip gözyaşları içinde bağırıp çağırmıştı, sonra da her zamanki gibi çok şey istemekle suçlanmıştı. Döndükleri zaman, Peter’a artık daha fazla dayanamayacağını ve onunla bir daha görüşmek istemediğini söylemişti. O da omuz silkip gitmişti. Bir hafta geçmeden, acı, uykusuzluk, çaresizlik ve tahriş edici bir deri döküntüsüyle geçen beş günlük süre zarfında, kendini onun numarasını çevirirken bulmuştu; son derece alçaltıcı bir halde, ona geri dönmek istiyordu. “Sanki biri beni tutuyor,” diyerek ağlıyordu.

Peki onu tutan şey nedir? Böylesine kendini bilen ve mantıklı bir kadın, onu sürekli geri iten, ona acı veren bir adamda ne buluyor olabilir? Bu ilişkiye son vermeye çalıştığında acısı daha da katlanıyor olabilir mi? 

Add Your Tags:


Use spaces to separate tags. Use single quotes (') for phrases.
Sizin için Seçtiklerimiz

Karşı Konulmaz Kadın Olun!

₺18 ₺ 11

ABBAS

₺20 ₺ 12

İlişkilerin Kırılma Noktası

₺18 ₺ 11

Prensi Öptüm Kurbağa Oldu

₺18 ₺ 11

İlişkilerin Kırılma Noktası

₺18 ₺ 11

Ayşe'nin Kırmızı Ruju

₺19 ₺ 11

Erkeğin Pin Kodu

₺20 ₺ 12

Ayrılığı Atlatmak

₺20 ₺ 12
Yeni

Aşk Yetmediğinde

₺23 ₺ 14
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun