Bilge Ay Cesur Güneş

Bilge Ay Cesur Güneş

₺ 39

Yazar: Didem Öztabak
Çevirmen:
ISBN: 978-605-06558-4-1
Sayfa Sayısı: 221
Dili: Türkçe
Yayınevi: Tara Kitap

 

YAĞZAR HAKKINDA 

1978 yılında Ankarada doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini TED Ankara Kolejin de tamamladı. 2005 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Hindoloji Anabilim Dalı’ndan mezun oldu. Üniversite yıllarında, başta Hindistan Büyükelçiliği olmak üzere, çeşitli büyükelçiliklerde diplomatlara Türkçe ders leri verdi. Yazar, 10 yılı aşkın süredir sistemini kendi oluşturduğu eğitimler ve atölyeler düzenlemektedir. Doğanın içinde vakit geçirmek ve seyahat ederek topraklarına ayak bastığı coğrafyalardan beslenmek en büyük besin kaynaklarındandı

GİRİŞ

Büyürken şuanki halimi şekillendiren en derin bağım anneannemleydi. O, her şeyiyle büyük bir kadındı; sevgisi, coşkusu, öfkesi, yaşam azmi ve bilgeliği büyük... Doğayla, hayvanlarla konuşurdu. Kendini en çok Tatarca konuştuğu zamanlarda neşeli hissederdi. Neşesi dışarıdan görünür bir hal alırdı, görürdüm. “Kimseye haset etmeye gerek yok. Allah’ın hazinesi o kadar büyük ki herkes için her şey var, yeter ki istemesini bil,” derdi. Kuşaklar boyu ailelerde birbirini tekrar eden olayları anlatırken eminim ki ne karma yasasını biliyordu ne de bunlarla ilgili kitaplar okumuştu. Tüm bunları biliyor olmak onun doğal haliydi. Hiç görmediği ülkeleri, kıtaları hep görmüş gibiydi. Bir Güney Afrika seyahatimden önce hoşça kal demek için telefon ettiğimde, “Kurda, kuşa ama en çok da o dağa selam söyle, onu çok özledim,” dediğinde ben, bir kişisel gelişim çalışması için gittiğim Güney Afrika’da, çalışmaların bir dağda yapılacağını ve kaldığım kulübenin bu muhteşem dağın tam karşısında, onu en net ve yakın gören yerde olduğunu henüz bilmiyordum. Anneannem 2017 yılında doksan yaşında tüm çocukları yanı başında dualar ederken öldüğünde, belki de bu hayatı özgürce yaşamış nadir insanlardan biriydi. Ben de anneannesini anmadan bir gün bile geçirmeyen nadir torunlardan biriyimdir belki. Bu kitap, yıllar boyu yaptığım iç gözlemlerin; bu hayatın ve varoluşun ritmiyle ilgili hissettiklerimin ve en önemlisi de genetik mirasımın kâğıda dökülmüş somut halidir.
 

Çocukluğumdan beri durmayı seven, kendini ve doğayı dinleyerek beslenen biriydim. Son zamanlarda sıklıkla dile getirilen “durmak” ve “boşluk yaratmak” kavramları, şimdi kendime baktığımda anlıyorum ki benim doğal halimdi. Aile arasında “Ne yapıyorsun?” diye sorulduğunda “Duruyorum,” diye cevap vermek bir espri konusuydu. Ne mutlu ki bu doğal halimin hasar görmemesi için olabilecek en uygun aileye doğmuştum ve sevilmek için hiçbir şey yapmama ya da başarılar elde etmeme gerek olmamıştı. Ankara Koleji’nden mezun olacağım sene herkes harıl harıl ders çalışırken ve klişe olmuş bölümlere girme çabasındayken, etrafımda tüm bu olup biten koşturma bana çok yorucu ve garip görünürdü. Neden herkes belli başlı benzer bölümlerde okumak ve yıllarını tüketmek için bu kadar hevesliydi acaba? Hiç anlayamıyordum. 1995 yılında liseden mezun olduğumda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Latin Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdim. Bölüm tam bir kültür deposu gibiydi. Latin Dili ve Edebiyatı oldukça zorluydu, Klasik Yunan Filolojisi de aynı bölümün içinde okutulurdu. O dönemler okuduğum bölüm, fakültenin en zor mezun veren bölümlerinin başında gelirdi. Başka bölümlerden seçmeli dersler alınması zorunluluğu nedeniyle ben tamamen tesadüf eseri, sadece saatleri uyduğu için Doğu Dilleri Hindoloji Anabilim Dalı’ndan seçmeli dersler almaya başladım. Hint felsefesi, Hint dinleri, Hint dilleri... Dersleri almaya başladığımda on yedi yaşındaydım ve kendimi sanki yıllardır beklediğim bir kaynağı bulmuş gibi hissediyordum. Sonraki yıllarda Hindoloji Anabilim Dalı’nın dışarıdan alınabilecek tüm derslerini tamamladım, Latin Dili ve Edebiyatı’nı yarım bırakarak tekrar üniversite sınavına girip Hindoloji Bölümü’nü kazandım. Zaten çoğu dersini tamamlamış olduğum bölümün gramer derslerini de tamamlayarak 2005 yılında oradan mezun oldum. Hindoloji Bölümü’nde okurken, eş zamanlı olarak Hindistan Büyükelçiliği’nde diplomatlara Türkçe öğretmenliği

yapmaya başladım. Bir anda etrafımda birçok farklı inanç ve yaşayış biçiminde insan belirmişti, bu benim için müthiş bir fırsattı. Felsefe konuşabileceğim, geleneklerini sorabileceğim çok sayıda insanla bir aradaydım. Okulda öğrendiklerimin pratiğini yapmak gibiydi o ortamın içinde bulunmak. O yıllarda yeni yeni duyulmaya başlayan yoga sistemi çok ilgimi çekiyordu. Hindistan’ı görmek için müthiş bir istek duyuyordum. Sonraki yıllarda Hindistan’a da gittim. Yogayı da derinlemesine öğrendim. Tüm dikkatim hayatı bir bütün olarak algılayabilmek ve zihnimi bu bütünlük algısına açabilmek üzerine yoğunlaşmıştı. Yıllar içinde birçok eğitime, kursa katıldım. Bolca seyahat ettim. Bolca durdum, düşündüm, sindirdim. Uzun yıllar etrafımdaki insanlara başka bir hayatın ve başka bir bakış açısının mümkün olduğunu anlatmaya çalıştım. Tüm bunlar olurken 2007 yılında evlendim. 2008 yılında oğlum Ömer’in, 2010 yılında kızım Deniz’in bu dünyada bedenlenmesine vesile oldum. Şu anda içinde bulunduğum algıyla idrak ediyorum ki gençlik yıllarımda sıklıkla saptığım Pasif Dişil Alan, çocuklarımın doğumundan sonra onların sorumluluklarıyla birlikte bünyemde Dengeli Eril Alanın var olmasına yardımcı oldu. Onların sorumluluğu, somut birtakım çalışmalar yapmak için ihtiyaç duyduğum Dengeli Eril Alanımı harekete geçirdi. 2010 yılından beri içeriklerini kendi oluşturduğum eğitimler veriyorum. 2015 yılından beri ise Eril-Dişil denge sistemine tamamen kendi yarattığım bir bakış açısıyla yaklaştığım ve bunu insanlara aktardığım atölyeler yapıyorum. Eril-Dişil enerji sistemi bir varoluş yasasıdır. Evrendeki her şey bu iki enerjinin harmanlanmasının bir tezahürüdür. Zıtlıkların birbirinin içinden akmasını da ifade eden bu sistem, yaşamın ritmini idrak etmek için eşsiz bir bakış açısıdır. Varoluşta hiçbir şey salt olumlu ya da salt olumsuz değildir.

 

Doğu felsefesi bu durumu yin-yang olarak anlatır. “Her iyinin içinde biraz kötü, her kötünün içinde biraz iyi vardır,” der. Kendimizle olan bağımız, tavırlarımız, mesleğimiz, ilişkilerimiz, evimizin düzeni gibi yaşama ait her konu bu sistemin birer yansımasıdır. Eril-Dişil denge durumumuz nasılsa, dışımızda gördüğümüz hayatı yorumlama biçimimiz de öyledir. Gördüklerimiz sonuçtur; kaynak ise tamamen kendimiziz. Hayatlarından şikâyet edenler için kendini ana kaynak olarak görmek ve kendini dönüştürmek -belki de- en etkili yoldur. Yüzlerce kişiyle çalışma fırsatı bulduğum bu zamanlarda gördüm ki birçok kişinin tam olarak ne olduğunu anlamadığı ve önemini idrak etmediği bu varoluş yasasını somut bir bakış açısıyla ortaya koyduğumda, en önemlisi de kişiler kendileriyle nasıl çalışacaklarını öğrendiklerinde, dönüşüm kaçınılmaz oluyor. Kişilerin hayata bakışı, ilişkileri, fiziksel sağlıkları, ruh zihin ve beden dengeleri pratiklerle birlikte olumluya doğru evriliyor. Kesitli düşünmeye alışmış, “bir şey varsa diğeri olmaz” algısıyla var olan zihinlerimizi kesitlerden çıkarıp birbirinin içinden akabilecekleri akışkan bir hale davet eden bu kitap, kişilerin kendi denge-dengesizlik durumlarını anlayabilmeleri, gerekiyorsa merkeze / dengeye gelebilmeleri için düzenlenmiş bir çalışma kitabıdır. Unuttuğumuz, kabuklar altında sakladığımız -ortaya çıkarmaya korktuğumuz otantik halimizi ne hüzünlüdür ki bir süre sonra unutuyoruz, yok zannediyoruz. Değerimizi, coşkumuzu, yeterli olduğumuz hissini dışarıdan edinmeye çalışıp çoğunlukla hüsrana uğruyoruz. Bu kitaptaki niyet, unuttuğumuz yok saydığımız ışığımızı yeniden hatırlamak, kendimizi güvende hissetmek ve dışarıda bir düşman olmadığını hatırlamaktır.

Doğada, otantik varoluşuyla hiza içinde deri değiştiren bir yılanın yaptığı gibi ölmüş kabuklarımızın içinden zarafetle akarak, kendimizi tazelikle yeniden ve yeniden doğurabilmeyi dilerim

Add Your Tags:


Use spaces to separate tags. Use single quotes (') for phrases.
Sizin için Seçtiklerimiz

Karşı Konulmaz Kadın Olun!

₺18 ₺ 13

ABBAS

₺20 ₺ 15

İlişkilerin Kırılma Noktası

₺18 ₺ 13

Prensi Öptüm Kurbağa Oldu

₺18 ₺ 13

İlişkilerin Kırılma Noktası

₺18 ₺ 13

Ayşe'nin Kırmızı Ruju

₺25 ₺ 19

Ayrılığı Atlatmak

₺20 ₺ 15

Aşk Yetmediğinde

₺23 ₺ 17

Acemi Çöpçatan

₺19 ₺ 13

Kocam

₺23 ₺ 17.5
Yeni
Dolunay Kırmızısı

Dolunay Kırmızısı

₺25 ₺ 18
Yeni
ÇEMBERİN DIŞI

ÇEMBERİN DIŞI

₺ 32
Yeni
Bilge Ay Cesur Güneş

Bilge Ay Cesur Güneş

₺ 39
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun