Çocukların En Çok Sorduğu 50 Soru (3-8 Yaş)

Çocukların En Çok Sorduğu 50 Soru (3-8 Yaş)

En Zekice, Tuhaf ve Zor Sorulara Verilebilecek En Doğru Yanıtlar (3-8 Yaş)

₺ 18 ₺ 13

Yazar: Dr. Susan Bartell
Çevirmen:Ergin Kaptan
ISBN: 978-605-65341-3-3
Sayfa Sayısı: 183
Dili: Türkçe
Yayınevi: Tara Kitap

 

-Ödevimi yapmama yardım eder misin? 

-Sizin yatağınızda uyuyabilir miyim? 

-Tanrı nerede? 

-Benimle oynar mısın? 

-Okula gitmek zorunda mıyım? 

-Beş dakika daha bilgisayar oyunu oynayabilir miyim? 

-İşe gitmesen olmaz mı? 

-Ben nasıl doğdum? 

-Büyünce seninle evlenebilir miyim?

GİRİŞ

Anne ve babalar çocuklarının konuşmaya başlaması için sabırsızlanırlar, bu hepimiz için ebeveynlik hayatımızın en büyük heyecanlarından biridir. Fakat eminim ki bitmek tükenmek bilmeyen sorular gelmeye başladığında sevgili çocuğumuz, “neden” ve “ne” sözcüklerinin anlamını hiç öğrenmemiş olsaydı diye dü- şünürüz bazen. Sonuna eğreti bir soru işareti konulan, uç uca eklenip zaman zaman anlamsız sorucuklara dönüşen onca kelimeyi hesaba katmıyorum bile.

Okul öncesi ve erken ilkokul dönemindeki çocukların sorduğu soruların, ebeveynlere can sıkıcı, usandırıcı ve sonsuz geldiğini kesinlikle kabul ediyorum. Ne var ki gelişiminin bu aşamasında çocuğunuzun soruları daha derin bir anlam kazanmaya başlar ve size onun hayallerini, isteklerini, korkularını ve umutlarını anlamanız konusunda yardımcı olur, elbette bu soruların anlamlarını keşfedebilirseniz. Çocuğunuzun sorularına tüm dikkatinizi vererek ‘buzdağının altındaki kısmı görmeyi’ öğrenebilirsiniz. Çocuğunuzun sorularını tam olarak anladıktan sonra, onu konuşmayı sonlandırmaktan çok onu, sizinle daha çok paylaşımda bulunmaya teşvik edecek bir şekilde yanıtlamayı öğrenebilirsiniz. Böylece aranızda hayat boyu sürecek kusursuz bir iletişimin tohumlarını atmış olursunuz.

Ebeveynler bana çoğu kez çocuklarıyla gerçek anlamda nasıl iletişim kurabileceklerini bilmedikleri için hayal kırıklığına uğradıklarını, çocuklarının kendileriyle daha çok konuşmasını istediklerini söylüyorlar. Çocuğunuzun sorularına şimdikinden daha farklı nasıl yanıt verebileceğinizi öğrenerek şu andan itibaren, çocuğunuzun yaşı henüz küçükken bütün iletişim kanallarını açabilirsiniz. Ardından çocuğunuz büyüdükçe bu temel bağı daha da güçlendirebilirsiniz. Yavrunuz 11-12 yaşlarına geldiğinde onunla mükemmel ve çok yakın bir ilişki kurmuş olursunuz. Bundan iyisi, Şam’da kayısı!

Çocukların En Çok Sorduğu 50 Soru (8-12 Yaş) kitabını yazmaktaki amacım, çocuğunuzun endişelerini, kaygılarını ve hatta mutlu anlarını sizinle iletişim kurarak paylaşmasını sağlamakta uzman olmayı —herhangi bir psikolog kadar iyi— öğrenmenize yardımcı olmaktır. Çocuğunuzun içinde bulunduğu ve kendini ifade etme dünyasına adım attığı bu dönem, bunu yapmanız için en iyi dönemdir. Okul öncesinden erken ilkokul dönemine kadar olan çağda çocuğunuz çok sayıda yeni deneyim yaşar ve tabir-i caizse gözleri açılır. Aynı anda dili kullanma becerisi hızla gelişir. Sorduğu sorular artık art arda dizilmiş birkaç kelimeden daha gelişmiş bir yapıdadır, gerçek anlam taşırlar. Bu soruları yanıtlamak zor olabilir ama aynı zamanda size çocuğunuzla ilgili çok şey anlatırlar.

Bu kitaptaki soruların Amerika Birleşik Devletleri ve dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan sizin gibi ebeveynlerin paylaştığı, tümüyle gerçek sorular olduğunu belirtmem ilginizi çekecektir diye düşünüyorum. Aslında, internet ortamında bulunduğum bir bilgi talebine karşılık yüzlerce soru aldım. Kitapta hangi sorulara yer vereceğime, hangilerine yer vermeyeceğime dair kararı nasıl aldığımı merak ediyor olabilirsiniz. Esasen karar vermek hiç de zor olmadı. Okul öncesi ve erken ilkokul dönemlerinde ortaya çıkacak fiziksel büyüme belirtileri nasıl öngörülebiliyorsa, çocuğunuzun hayatındaki bilişsel ve duygusal değişiklikler de öngörülebilir ve bu sorduğu sorulara yansır. Bu yüzden ebeveynlerin gönderdiği önerilerin çoğunda benzer noktalar dile getiriliyordu. Bu yaş grubundaki çocuklarla ilgili olarak en sık paylaşılan soru, “Bir şeyler atıştırabilir miyim?” sorusu oldu. Şaşırdınız mı? Ben hiç şaşırmadım! Küçük çocuklar atıştırma saatlerini dört gözle beklerler, bu onların yepyeni okul hayatının önemli bir parça- sıdır. Zira sürekli hareket halinde ve kıpır kıpır olduklarından enerjilerini korumak için mütemadiyen enerji takviyesi yapma ihtiyacı hissederler. Atıştırma saatleri ve atıştırmalıklar için şimdilik bu kadar söz yeter, devamını bu konuyla ilgili olan Birinci Bölüm’de bulabilirsiniz.

Kitapta yer alacak soruların seçiminde okul öncesinden erken ilkokul dönemine kadarki yaş aralığında olan çocukların ebeveynleri tarafından en sık iletilen soruları dikkate aldım. Seçim bu kadar kolay, ancak bir o kadar da zor oldu. İtiraf etmeliyim ki çok hoşuma giden, beni yüksek sesle güldüren, ağlatan ya da düşündüren bazı sorular vardı ama normlara uymadıkları için onlara kitapta yer veremedim. Bana öneri olarak soru göndermişseniz, şu an bu kitabı okuyorsanız ve çocuğunuzun sorduğunu belirttiğiniz soruyu göremiyorsanız önerinizi dikkate almadığımı kesinlikle düşünmeyin. Her soruyu tek tek ve dikkatle okudum ve hangilerini kitaba alacağıma karar verirken kılı kırk yardım. İletilen her sorunun yüreğimde bir yere dokunduğunu belirtmeliyim. Her soru bana soruyu soran çocuğu, ebeveynini ve arka plandaki aileyi düşündürttü. Etrafta gerçekten harika, gerçekten mücadele eden, gerçekten ilginç, gerçekten çalışkan, gerçekten yoğun ve gerçekten yorgun ne kadar çok aile varmış!

Bu kitabı okurken unutmamanızı istediğim bir husus var. Fiziksel büyümeyle birlikte duygusal, sosyal, bilişsel ve akademik büyüme açısından “normal” kategorisine sokulacak büyüme düzeyleri de çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir. Kitabımda bu nedenle okul öncesinden erken ilkokul dönemine kadar olan aralıktaki evreyi ele aldım. Bir çocuk belli bir soruyu okul öncesi dönemde sorabilir, başka bir çocuksa aynı soruyu sormaya 7 yaşına kadar hazır olmayabilir. Bu çocukların ikisi de normaldir. 7 yaşında veya bu yaşa yakın bir çocuğunuz varsa Çocukların En Çok Sorduğu 50 Soru (8-12 Yaş) adlı kitabımı da ilgiyle okuyacağınızı tahmin ediyorum. 7 yaşındaki çocuğunuzun 8-9 yaşlarındaki bir çocuktan beklenecek soruları şimdiden sormaya başladığını da görebilirsiniz, dolayısıyla o kitabı da kaynak kitap olarak elinizde bulundurmak size yardımcı olacaktır.

Bu kitapta anaokulu ve erken ilkokul döneminin yanında neden kreş dönemindeki çocuklara da yer vererek “okul öncesi” şeklinde niteleme yaptığımı merak ediyor olabilirsiniz. Açıkçası, kreş çocuklarıyla anaokulu çocukları arasında gelişimsel açıdan farklılıklardan çok ortak özellikler vardır. Farklı okullarda olmalarına rağmen (bazen aynı binada da olabilirler), gelişimsel açıdan erken ilkokul dönemindeki çocuklara çok benzerler. Okul öncesi dönemdeki çocukların büyük kısmı okuma-yazmayı öğrenir ve sosyal özgürlüğünü aramaya başlar. Dolayısıyla kitabı okumaya başlayınca anlayacağınız üzere bu gruplandırmaya gayet iyi uyarlar.

Elbette bazı çocuklar soru sorma konusunda veya duygusal gelişimin diğer alanlarında, akranlarına kıyasla daha basit veya daha karmaşık durumlar yaratabilirler. Böyle bir durum söz konusu olduğunda, ebeveynler kendi çocuklarının davranışlarının başka bir çocuğun davranışlarından çok farklı olduğu konusunda endişelenebilir. Çocuğunuzla ilgili böyle bir durum söz konusuysa –çocuğunuzun gelişimsel, bilişsel veya sosyal olarak akranlarına kıyasla daha geride veya fazla ileride olduğuna dair endişeleriniz varsa– bunu göz ardı etmemeniz önemlidir. Çocuğunuzun doktoruyla, öğretmeniyle, okuldaki rehber öğretmenle ya da bir çocuk psikoloğu ile görüşün. Eğer bir sorun varsa, bu sorunu ne kadar erken çözerseniz çocuğunuz ve sizin için o kadar iyi olur.

İçindekiler kısmına hızlıca göz attığınızda soruların dokuz bölüme ayrıldığını göreceksiniz. Bu bölümleri, okul öncesi ve erken ilkokul dönemlerindeki çocukların duygusal ve bilişsel gelişiminin en önemli alanlarını yansıtacak şekilde özenle seçtim. Kitabı okurken bu bölümler zihninizde daha da anlam kazanacaktır. Bana soru iletmemiş olmanıza rağmen kitapta yer verilen sorularda kendi çocuğunuzu gördükçe onaylar anlamda başınızı salladığınızı fark edeceksiniz. Bütün sorulara cevap vermenin en iyi yollarını anlamaya başladıkça, kitap sizin için daha da anlamlı, doğal ve kolay hale gelecektir. Doğrusunu söylemek gerekirse pek zorlanacağınızı sanmıyorum. Siz isteseniz de istemeseniz de çocuğunuz size sorular soruyor; tek yapmanız gereken yanıtlarınızı çocuğunuzla ilişkinizi güçlendirip derinleştirecek ve bıkkınlığınızı azaltacak şekilde geliştirmeyi öğrenmek olacaktır. Dahası, çocuğunuzun sorularına onun bilişsel ve duygusal ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayacak şekilde yanıt vermeyi öğreneceksiniz. Sorulara farklı bir şekilde yaklaşıp yanıt vererek “vıdı vıdı” faktörünü azaltmaya ve çocuğunuzu bu kitabı okumaya başlamadan önce anladığınızdan biraz daha iyi anlamaya başlayacaksınız. Kulağa hoş geliyor, değil mi? Çocuğunuzun sorduğu soruları irdelerken size bahsettiğimiz tüm bu hususları karşılayacak şekilde bu soruları yanıtlamayı öğreteceğim. O halde sanırım başlamaya hazırız.

Kitaplarımı okuyanların geribildirimlerini almayı çok sevdiğim için her zamanki gibi bir hatırlatmada bulunayım. Benimle DrSusan@DrSusanBartell.com e-posta adresinden dilediğiniz zaman irtibata geçebilirsiniz. İsterseniz yeni sorular da gönderebilirsiniz, belki bir sonraki kitabımda onlara da yer verebilirim.

İyi cevaplamalar!

Dr. Susan

Add Your Tags:


Use spaces to separate tags. Use single quotes (') for phrases.
Sizin için Seçtiklerimiz

Kaçıncı Çocuksunuz

₺20 ₺ 15

Çocukların En Çok Sorduğu 50 Soru

₺18 ₺ 13
Tükendi
Çocuğum Neler Yaşıyor?

Çocuğum Neler Yaşıyor?

₺14 ₺ 11

Neyi Nasıl Söylemeli

₺25 ₺ 18

Eyvah! Ergen Var!

₺14 ₺ 11

Kasmadan Annelik

₺24 ₺ 18
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun