Eyvah! Ergen Var!

Eyvah! Ergen Var!

₺ 14 ₺ 8

Yazar: Celine Boisvert
Çevirmen:Gökçe Erdem Çelikyapı
ISBN: 9786058357006
Sayfa Sayısı: 72
Dili: Türkçe
Yayınevi: Tara Kitap

 

'Ergenlik bunalımı' nedir?

 Günümüzde gençler cinsel deneyimlerini çok mu erken yaşıyor?

 Ergenlikteki çocuğumuzla cinselliği nasıl konuşuruz?

 Okuldaki motivasyonunu geri kazanmasına yardımcı olabilir miyiz?

 Bilgisayar karşısında bu kadar çok zaman geçirmesi normal mi?

 Yakın arkadaş grubunu sevmiyorsak ne yapabiliriz?

 Boşanma durumunda çocuğun hangi ebeveyn ile kalması daha uygun olur?

 Dövme ve piercing hakkında ne düşünmeliyiz?

 Yaşadığı anksiyeteyi veya depresyonu nasıl fark eder, ona nasıl yardımcı oluruz?


Ergen psikoloğu Celine Boisvert, ergenlikle ilgili zorlandığınız tüm sorulara cevap veriyor ve anne babalara yol gösteriyor:

'Ergenlik zor ve sıkıntılı bir süreç olarak bilinir ama çocuğunuzun hayatının normal ve gerekli bir evresidir.

Ona nasıl yaklaşacağınızı bilirseniz, bu süreci hep birlikte sağlıklı bir şekilde geçirebilirsiniz.'
(Tanıtım Bülteninden)

ERGENLİKTEKİ ÇOCUĞUM HAKKINDA NE BİLMELİYİM? 

‘Ergenlik bunalımı’ nedir? 

Ergenlik bunalımı deyimi birçok anlamı içinde barındırır: geçici bir davranış bozukluğu, içsel bir sıkıntı ya da ebeveynlerle çatışma gibi birçok önemli noktaya işaret edebilir. Bunalım kelimesi, ergenlikteki çocuğun davranışlarında, düşüncelerinde, ilişkilerinde ve duygularında ani ve istemsiz bir değişimi simgeler. 

Ergenlik dönemindeki çocuğunuzun -bazen tam olarak ne olduğunu size anlatamasa da- kendini huzursuz hissettiğine tanıklık ettiğiniz zamanlar olmuştur. Çocuk, tanımlayamadığı bir keyifsizlik hisseder ve yaşadığı gelgitli ruh halleri, içinde bulunduğu durumun mutlak göstergesidir. 

Peki, neden böyle? 

Çünkü ergenlik dönemindeki çocuğunuz onu yeni -daha önce bilmediği/henüz yapmadığı- ve dolayısıyla hakim olmadığı için korku hissettiği görevlere iten içsel bir baskı hissetmeye başlar. Bu durum onu agresifleştirir. Bu yeni görevler çok çeşitli olabilir. Örneğin ilk cinsel deneyim veya arkadaş grubunun ilk ‘aşk’ ilişkisini kurması yönünde yaptığı baskı gibi konularda olabilir. Ya da çocuğunuz, kendini bir an önce  hayata dair tercihler yapmak; politikaya, müziğe ve daha bir çok alana dair fikirlerini beyan etmek zorunda hissedebilir. Bu durum da onu -ebeveynlerinin değerleriyle kendi fikirlerini ilk defa çatışmaya sokacağı için- strese sokar. 

Yine de sizi biraz rahatlatalım: Birçok araştırma, ergenlikteki çocukların büyük bir kısmının aileleriyle nadiren şiddetli ve uzun süreli çatışmaya girdiğini ortaya koymuştur. Bütün ergen çocuklar bu zor ve sarsıcı anları yaşamaz. Bazılarının sadece ruh hallerinde ve konuşma tarzlarında hafif değişiklikler fark edilir; bu değişiklikler hafif de olsa, ergen çocukta meydana gelen değişimlerin göstergesidir. 

Bu sebeple o ünlü ergenlik krizi hakkında çok endişelenmeyin: Bu, çocuğunuzun hayatının normal ve gerekli bir evresidir. Bu dönem sizin ve çocuğunuzun hayatını sadece geçici olarak zorlaştıracaktır. 


OKUL VE BİLGİSAYAR  HAKKINDA 

Çocuğumuz ortaokula başladı ve okuldaki motivasyonunu kaybetmeye başlıyor gibi gözüküyor. Bu durumda ne düşünmeliyiz ve ona yardımcı olmak için ne yapabiliriz? 

Ortaokula geçmek, beraberinde çocuğunuzun ilk aylardaki randıman ve motivasyon düşüklüğünü açıklayabilecek yeni görevler ve stresler getirir: her ders için farklı öğretmenin olması, dersler için sınıf değiştirmek, ilkokulun büyüğü statüsünden ortaokulun küçüğü statüsüne geçiş ve bunun sonucunda daha büyük çocukların onu sindirmesinden korkmak... Birçok çocuk ortaokuldan, orada sosyal ve cinsel davranışlar açısından esrarengiz ve korkunç olaylar geliştiği, uyuşturucu kullanıldığı gibi şeyler düşündüğü için korkar. İlk aylardan sonra bu korkular en aza indirgenecek ve çocuğunuzun kapasitesiyle orantılı olarak başarısı yükselecektir. 

Yine de çocuğunuz ortaokula geçmesine bağlı stresini azaltmayı başaramazsa ve endişeli olmaya devam ediyorsa, bunun sebeplerini kendisiyle birlikte belirlemeye çalışmak önemlidir. Bu konuda okuldaki rehberlik öğretmeni ve okul psikoloğu gibi uzmanlardan da yardım alabilirsiniz. 

Çocuğunuz karşılaştığı zorluklarla nasıl başa çıkacağını bilememekten, sosyalleşme zorluklarından ve yeni okul sistemi ne alışamamaktan dolayı sıkıntılar yaşayabilir. Her ne kadar önce çocuğunuzun birlikte belirlediğiniz problemlerine karşı kendi çözüm yolları üretmesine izin vermek gerekse de çok geç olmadan müdahale etmek önemlidir. Devekuşu mantalitesinin okul problemlerini nadiren düzeltebildiğini aklınızdan çıkarmayın! 

Bu konuda uzmanlar ebeveynlere genellikle birkaç prensip öneriyor: çocuğunuzla birlikte ulaşılabilir hedefler belirlemek, yapılan çalışmayı mümkün olan en olumlu açıdan değerlendirmek ve yapıcı eleştiriler getirmek, durumun zorluğunu kabul etmek, çocuğa hata yapma ve başarısız olma hakkı tanımak. 

Yine de çocuğunuzu okul konusunda sorumlu olmaya yöneltmeniz gerekir. Çocuğunuz başarılı olma isteği duymalıdır ancak bu her alanda başarılı olması ve hep en iyi olması gerektiği anlamına gelmez. Gençler her ne kadar zorluk çekseler de, okulu bir bilgi yuvası ve çeşitli rekabetlerin merkezi olarak gö- rüp ona güven duymalıdır. Ebeveynler olarak siz de çocuğunu- za okul hakkında iyi bir izleniminiz olduğunu ve eğitimcilerine karşı duyduğunuz güveni aşılamalısınız. Tüm eğitimcilerin aynı görev bilincine sahip olmadığı ve psikopedagojik açıdan yeterli olmadıkları doğrudur. Ancak çocuğunuzun başarısızlıkları için onları suçlamak, çocuğun onları ciddiye almamasına ve okul hayatında sorumsuz olmasına neden olabilir. 

Biliyor muydunuz? 

Psikanalistler; çocuğunuz ergenlik krizi geçirmiyor, gergin hissetmiyor ve psikolojik dengesizlikler yaşamıyorsa endişelenmeniz gerektiğini söylemeye kadar varabilirler. Zaten ergenlik krizini 15 yaşında yaşamanın 35 veya 50 yaşında yaşamaktan daha iyi olduğunu hepimiz ka- bul ederiz. 

Çocuğumuzun okulu bırakmasını engellemek için ne yapabiliriz? 

Okulu bırakan çocukların profili nasıldır? Genellikle sosyoekonomik açıdan elverişsiz ve sıcak, teşvik edici olmayan bir aile ortamından gelen erkek çocuklar söz konusudur. Olumlu bir okul deneyimi yaşayamamış bu genç, genellikle okulda davranış problemleri sergiler. Uzmanların okulu bırakan ço- cuk profilini çıkarmaya çalışmasının sebebi, okulu bırakmanın engellenmesinin en etkili yolunun okulu bırakma potansiyeli olan çocukları belirlemek ve onlardaki erken uyarıları algılamak olmasıdır. 

Bir çocuğun okulu bırakacağının işaretleri şunlardır: sınıfta ve evde çalışmalarda ve ödevlerde dikkat eksikliği, yapılacak işleri sürekli unutması, vücutla ilgili bazı şikayetleri (kalp ağrısı, karın ağrısı gibi) bahane ederek seyrek ya da sıklıkla okula gitmemesi, notları ve sınıftaki davranışları etkileyen gittikçe artan ilgisizlik, başarmaya ve okulun bir işe yaradığına dair inancını yitirmesi. 

Sonuç olarak, çocuğunuzun okulu bırakacak bir çocuğun davranışlarını sergilediğini düşünüyorsanız hemen harekete geçin. Onu kendine getirmek, bilinçlendirmek ve bu durumdan kurtulmasını sağlayacak bilgi ve araçlarla donatmak için elinizden geleni yapın. Çocuğunuza yardım edebilmek için okulu bıraktıktan sonra değil, bırakmadan önce harekete geçmelisiniz. Onu tekrar okula döndürmek mümkün olsa da bu, çocuğunuzun isteğine ve duygu durumuna bağlıdır. Okulu bıraktığında yardımlarınız yine faydalı olsa da hayatta kendi seçimlerini yapabilecek kadar büyüdüğünü iddia edecek 17, 18, 19 yaşındaki bu genç yetişkinde işe yarama ihtimali azalır. 

Add Your Tags:


Use spaces to separate tags. Use single quotes (') for phrases.
Sizin için Seçtiklerimiz

Çocukların En Çok Sorduğu 50 Soru

₺18 ₺ 11

Çocuğum Neler Yaşıyor?

₺14 ₺ 8

Neyi Nasıl Söylemeli

₺22 ₺ 13
Yeni

Eyvah! Ergen Var!

₺14 ₺ 8
Yeni

Kasmadan Annelik

₺24 ₺ 14

Kaçıncı Çocuksunuz

₺20 ₺ 12
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun