İlişkilerin Kırılma Noktası

İlişkilerin Kırılma Noktası

₺ 18 ₺ 13

Yazar: Dr. Bethany Marshall
Çevirmen:Tuğçe Kanbur
ISBN: 978-605-65341-6-4
Sayfa Sayısı: 168
Dili: Türkçe
Yayınevi: Tara Kitap

 

Sizi kendine kolayca âşık eden fakat konu evliliğe geldiğinde kaçan bir ‘’erkek pozu kesen oğlan çocuğu’’ ile mi karşı karşıyasınız?

Yoksa duygusal anlamda sıkışmış ve kendini dış dünyaya kapatmayı tercih eden bir ‘’görünmez adam’’ ile mi?

Kendini eşsiz ve eleştirilemez biri olarak gören bir ‘’kusursuz erkek’’ mi var hayatınızda?

Ya da gerçek kişiliğinizi görmeden sizi kategorize eden, sizi sizden iyi tanıdığına körü körüne inanan ‘’senaryo yazarı’’ bir erkek ile mi berabersiniz?

Size hükmetmeye çalışan, insanlara ve doğrudan kendi kontrolü ya da etkisi altında olmayan durumlara tahammülsüz bir ‘’yönetici erkek’’ ile mi?

Niçin size uygun olmayan ilişkiler içinde boğuluyorsunuz?

Size söyleyelim: Çünkü yapabileceklerinizin farkında değilsiniz!

Elinizdeki kitap sayesinde sizi sağlıklı bir ilişkiye yönlendirecek ipuçlarına kavuşacak, hayatınızdaki erkeğin karakterini daha iyi tanıyacak ve ilişkinizde ‘Tamam mı devam mı?’ kararı alacaksınız.

Ben, kadınlara ilişkilerini ve aşk hayatlarını geliştirme konusunda yardım eden bir psikanalistim. Yıllar süren klinik çalışmalarımın ardından, her kesimden kadına ve erkeğe hatta çifte danışmanlık yaptım.

İlişkisinde sorun yaşayan bir kadını ne zaman dinlesem, genellikle ilk bir kaç dakika içinde problemin geçerli bir kırılma noktası olup olmadığına karar verebilirim. Ve çok geçmeden, bu durumun üstesinden gelip gelemeyeceğini anlarım. Nasıl mı? O kadar çok ipucu vardır ki... Mesela erkek, o kadının ihtiyaç duyduğu değişimi gösterecek kadar istekli mi? Sorun, çözülemeyecek kadar ciddi mi? Ve kadın durumu net olarak görebiliyor mu?

İşte bu kitabı yazma sebebim tam olarak da budur. Şunu bilmenizi isterim; asıl amacım söz konusu sebeplerle yüzleşip, bu konuda ne yapılması gerektiğine karar vermek. Daha küçücük bir kızken hayal ettiğiniz o rüyayı size yaşatacak sağlıklı ve −gayet de mümkün− o romantizme erişebilmeniz için size yardım etmek istiyorum. Sevdiğiniz adamın tam da ihtiyaç duyduğunuz şekilde sizi sevmesi son derece büyülü ve mucizevi bir duygudur. Aşkınızı ve enerjinizi yanlış bir adam için harcamaksa gerçek bir trajedi.

Bunu göz önüne aldığınızda, size göre bir ilişkiyi bitirecek kırılma noktası nedir?

Sizi yeterince sevmeyen bir erkek? Sizi dışlayıp, sürekli kendinden bahseden bir erkek? Hiç konuşmayan bir erkek? Ya da sizinle iletişim kurmak yerine televizyon izlemeyi ya da yerel spor aktivitelerine katılmayı tercih eden biri nasıl olurdu?

Peki sizi bir erkekte −ister istemez− iten şeyler nelerdir?

Parasız olması mı? Yalancı? İçine kapanık? Kıskanç ve sahiplenici? Ya sizinle birlikteyken gözü başka kadınlardaysa?

Belki de çok daha basit bir durumdur tadınızı kaçıran. Harika bir adamdır fakat kullandığı “fıstık”, “bebek” gibi basit, kulağınızı tırmalayan la ar sizi çileden çıkarıyordur. Tırnakları kirlidir. Sandaletin içine çorap giyiyordur. Yüzeysel biri gibi algılanmak istemeseniz de derinlerde yatan, adını henüz koyamadığınız bir gerçek canınızı sıkıyordur.

İlk başlarda kusursuz bir adam gibi görünmüştür. Fakat zaman geçtikçe, sinirlerinize dokunmaya başlamıştır.

Karakter kusurları ve tavırları sizi bu kadar çok etkiliyorsa; bunun sebebi −farkında olarak ya da olmayarak− kırılma noktalarınızı belirliyor olmanızdır.

İş dünyasında; bir noktada tartışma kabul edilemeyecek kadar anlaşmazlığa düşünce, bu durum bir kırılma noktası haline gelir ve anlaşma feshedilir. Fakat ilişkiler dünyasında işler başkadır; kendinize ait kırılma noktanızı önceden belirlemek her zaman işe yarar; ilişkinin hangi aşamada kötüye gittiğini, bunu çözmek için ne yapmak gerektiğini ve ne zaman bırakıp gideceğinizi yol yakınken anlarsınız. Çünkü bazı zamanlarda elinizden geleni yapsanız da, bir adım ileri gidemezsiniz.

Biz kadınlar profesyonel hayatlarımızda çok sayıda anlaşma yaparız. Aynı şeyi niçin özel hayatlarımızda yapmayalım? Hele ki olası risklerin çok daha yüksek olduğu düşünülürse... (Öyle olduğunu kabul edelim, akşam yemeği için anlaşma yapmak pek de iyi bir fikir olmayabilir ama her şeyi nasıl da kolaylaştırırdı, öyle değil mi?)

Fakat kadınlar bunun yerine; sürekli müzakerede bulundukları, buna karşın koşulları asla belirlemedikleri ilişkiler yaşarlar. Örneğin yirmi dört yaşındaki prodüksiyon asistanı Linda, ofisime ilk geldiğinde erkek arkadaşının onu kullanmasından endişe ediyordu. Bir sene birlikte yaşadıklarını, şimdi de evlerini dekore etmek için harcama yapmak istediğini söylemişti. Esas önemli nokta şu: Ev erkek arkadaşına aitti ve henüz ona evlenme teklifinde bile bulunmamıştı. Linda ona ne zaman gelecek hakkında bir şeyler sorsa, “Niye ilişkimizi sorgulayıp duruyorsun? Eğer seninle evlenmeyi düşünmesem aynı evde yaşar mıyım?” tarzında cevaplar alıyordu. Linda da bu sebeple, ilişkisi hakkındaki şüphelerini ve kafa karışıklığını çözmek için terapiye başladı.

Bu durum, normalde herkesin bir kilometre öteden tanıyacağı bir kırılma noktasıdır! Pinti erkek arkadaşı, ondan hem maddi hem manevi çıkar sağlıyor, bir yandan da asıl niyetini itiraf etmeyi reddediyordu (hatta genç kadının beynini adeta ‘ele geçirip’, problemin ondan kaynaklandığına ikna etmişti). Sonuç olarak Linda’nın da kafası karışmış, ilişkilerin de tıpkı iş anlaşmaları gibi bir tür alışveriş meselesi olduğunu unutmuştu. Oysa ilişkide de her iki taraf şartlarda fikir birliğine varmalıdır. Olur da herhangi bir şartta anlaşmazlık yaşanırsa, o işten çekilmek gerekir.

Fakat benim aklı karışan danışanım henüz kırılma noktalarıyla ilgili hiçbir şey bilmiyordu, bu yüzden de kadınların böyle durumlarda sıklıkla sorduğu sorular altında ezilmişti:

“Acaba durumu fazla mı abartıyorum?”

“Sorun bende mi, yoksa onda mı? Ben ona ne hissettiğimi anlatmaya çalışıyorum ama o benim trip yaptığımı düşünüyor.”

“Belki de ona biraz zaman vermeliyim. Onu kendimden uzaklaştırmak istemiyorum.”

Bayan Pollyanna en büyük kör noktayı gözünden kaçırıyor: Ortada bir karşılıklı duygusal bağlılık eksikliği var (çok yaygın olan bu kırılma noktasından ilerleyen bölümlerde bahsedeceğim). Bunun yerine, her şeyi iyice büyüterek, kendini yavaş yavaş depresyonun içine çekiyor.

Linda’nın kendi kırılma noktasını belirlemesine yardım ederken, erkek arkadaşının onda yarattığı güvensizlik duygusunun aslında başlı başına bir iletişim problemi olduğunu anladı. Her şeyi daha net görmeyi başarınca kafa karışıklığı da sona erdi.

Zeki insanlar, âşık olunca aptala döneceklerini bildiklerinden kendilerine engeller koyarlar, bunlara kırılma noktası denir. Kırılma noktalarıyla ilgili en yanıltıcı şeylerden biriyse, ilişkinin başında asla kendilerini belli etmemeleridir. Romantik bir ilişki ayakları yerden kesebilmek için pozitif enerji, umut ve idealleştir- me sürecine ihtiyaç duyar. Bu sebeple, tehlike sinyalleri kolaylıkla görmezden gelinir.

Buna en uygun örnek, kendini boşanmış bir adamla nefes kesen bir romantizm yaşarken bulan yirmi sekiz yaşındaki Organizasyon Yöneticisi Carrie’dir. Adam ona müthiş bir ilgi gösteriyor fakat ‘boşanma sürecinde mal varlığının çoğunu kaybettiğini ve artık evliliğe olan inancını yitirdiğini’ eklemeyi de ihmal etmiyordu. Carrie, onun duygusal olarak yaralı olduğuna ve er ya da geç bu tereddütlerinden kurtulacağına kendini inandırmıştı. Bir gün sevgilisi, seksten sonra duşa girdi ve evrak çantasını açık unuttu. Carrie merakla çantaya uzandı ve eski eşiyle harika bir evin önünde, mutlulukla birbirine sarıldıkları bir fotoğraf buldu. Bu fotoğrafı görür görmez hemen problemi ilişkisinde aramaya başladı. Çünkü bir zamanlar başka bir kadına bağlanmış olan bu adam, onunla olan ilişkisinde mesafeli durmayı tercih ediyordu.

Elbette Carrie belli bir noktaya kadar tüm bunların olacağının farkındaydı. Fakat kendi kırılma noktasını belirlediği anda (erkek arkadaşının ciddi bir ilişkidense geçici bir örtün peşinde olduğunu anladığı an) ilişkisinde yolunda gitmeyen tüm diğer şeylerin de neden kaynaklandığını anında çözebildi; puzzle’ın parçaları yerine oturmuştu. Örneğin Carrie ve sevgilisi çoğunlukla seks yapmak için görüşüyordu ve birlikte hemen hemen hiç yemeğe çıkmıyorlardı. Hayatıyla ilgili önemli noktalarda kapalı bir kutu gibiydi. Gecelere kadar süren uzun konuşmalarında bile gelecek hakkında ya da onu önemsediğiyle ilgili hiçbir şey söylemiyordu.

Yanlış, yanlış, hem de çok yanlış! Fakat Carrie anlaşmazlık yaşadığı maddeyi, yani gelecek vadeden bir ilişki istediğini belirler belirlemez, ilişkisiyle ilgili yanlış giden tüm diğer şeyleri düşünmeyi bıraktı. İlişki bağımlılığı geçmişti ve artık kendini ileriye dönük romantik arayışlar içine girmeye hazır hissediyordu (Şunu unutmayın: Eğer sevgilisi “O” kişi olsaydı, Carrie’nin kırılma noktası hayatındaki adamı harekete geçirerek ona bağlılığını göstermesi için iyi bir sebep olurdu.)

Eğer anlaşma koşullarınızı tam olarak belirlemezseniz, ilişkiniz sonsuza dek ara a kalır; cennet ve cehennemin arasında bir yerlerde... Araf hali, ‘şimdi’nin tatmin etmemesi, geleceğin ise medet umduğunuz tek şey haline gelmesi durumudur. Ara a ilişki, ne sizi aşırı bir mutsuzluğa sürükler ne de capcanlı bir varoluş yaşatır. Kısaca, geleceğinizin belirsizlik içinde savrulması demektir.

Neden böyle yaşamak isteyesiniz?

Niçin yaşadığınız ilişki konusunda kendinizi daha güvende hissetmeyesiniz? Kırılma noktanızın ne olduğunu bulup, nükleer bir felakete dönüşmeden önce değişim fikrine daha akıllıca yaklaşmak ve sorunun kimden kaynaklandığını bilmek istemez misiniz? 

Add Your Tags:


Use spaces to separate tags. Use single quotes (') for phrases.
Sizin için Seçtiklerimiz

Karşı Konulmaz Kadın Olun!

₺18 ₺ 13

ABBAS

₺20 ₺ 14

İlişkilerin Kırılma Noktası

₺18 ₺ 13

Prensi Öptüm Kurbağa Oldu

₺18 ₺ 13

İlişkilerin Kırılma Noktası

₺18 ₺ 13

Ayşe'nin Kırmızı Ruju

₺19 ₺ 14

Erkeğin Pin Kodu

₺20 ₺ 14

Ayrılığı Atlatmak

₺20 ₺ 14

Aşk Yetmediğinde

₺23 ₺ 16

Acemi Çöpçatan

₺19 ₺ 14

Kocam

₺23 ₺ 16
Yeni

Dolunay Kırmızısı

₺25 ₺ 17
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun