Kocam

Kocam

₺ 23 ₺ 16

Yazar: Andrew G. Marshall
Çevirmen:Berkan Kirmit
ISBN: 978-605-81475-0-8
Sayfa Sayısı:
Dili: Türkçe
Yayınevi: Tara Kitap

 

Kocanız ya da birlikte olduğunuz erkeğin bir başkasıyla yazıştığını öğrendiniz. Belki küçük bir flört belki de çok önceden başlamış gizli bir ilişki var ortada.

Arkadaşlarınız olaya ‘Tüm erkekler böyle’ veya ‘Terk et gitsin’ şeklinde yaklaşıyorlar. Siz bir yandan olayın şokunu yaşarken bir yandan da sevdiğiniz erkeği kaybetme korkusuyla yüzleşiyorsunuz.

Kafanız o kadar karışık ki neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda sürekli gel-gitler yaşıyorsunuz. Üstelik onu hala sevdiğiniz için size geri dönmesini istiyor ama gururunuz kırılmadan bunu nasıl gerçekleştirebileceğinizi bilmiyorsunuz.

Bu kitap evli veya değil, ilişki yaşayan tüm kadınlar için yazıldı. Kadın-erkek ilişkilerinin dinamiklerini öğrenmek, evliliğin bir erkek için ne anlama geldiğini daha iyi anlamak istiyorsanız doğru yerdesiniz.

Özellikle de bir ihanetle burun buruna gelmiş bir kadınsanız eğer, içinden geçeceğiniz süreçleri en iyi şekilde atlatarak sevdiğiniz adamı nasıl geri kazanacağınızı bu kitabın rehberliğine bırakabilirsiniz. 

Andrew G. MARSHALL

KOCAM BAŞKASIYLA MESAJLAŞIYOR

Bu rehberle onu geri kazanabilirsiniz...

 

GİRİŞ

Partnerine, “Seni seviyorum fakat sana âşık değilim,” demiş bir kişinin evlilik terapisi ofisime ilk defa gelmesinin üzerinden on yıl geçti. Ben de Observer gazetesine, birbirlerinden nefret ettikleri için değil, partnerlerden biri sevmeyi bıraktığı için ayrılan çiftler hakkında bir yazı yazdım.

Çok fazla dönüş aldım ve Seni Seviyorum fakat Sana Âşık Değilim kitabını yazdım. Kitap yalnızca İngiltere’de değil, başka birçok ülkede de ilgi gördü: Almanca, Fransızca, İtalyanca, Çince, Japonca, İsveççe, Yunanca, Türkçe çevirileri yapıldı. Aslında toplam on beş dile çevrildi ve hâlâ çevrilmeye devam ediyor. Aynı zamanda ABD’deki HCI Books (çok satan Tavuk Suyuna Çorba serisini basan yayınevi) tarafından kitabı yayımlanan ilk Birleşik Krallık çıkışlı kişisel gelişim yazarı oldum.

2006’da, kitap ilk çıktığında, “seni seviyorum fakat...”ta söylenebilecek her şeyi söylediğimi sanmıştım. Ancak hedef kitlesi hem artık sevmeyi bırakan kişi hem de partneriydi. Artık sevmeyi bırakan bir kadın ya da artık sevmeyi bırakan bir erkek arasındaki farkları anlatmamıştım çünkü tüm kadınlar şöyledir ya da erkekler böyledir gibi genellemeler yapmak istememiştim. Benim örneklerim Relate’i (Birleşik Krallık’taki çift danışmanlığı hayır kurumu) arayıp ilk değerlendirme için randevu alarak sürekli danışma başlamadan önce haftalarca ya da aylarca bekleyecek kadar ilişkilerine bağlı olan çiftlerdi. Ama internet siteme ((www.andrewgmar- shall.com) yağan umutsuz mektuplar, partnerlerine artık onları sevmediğini söyleyen ve anında ya da birkaç gün sonra ilişkiye son veren kadınlarla erkekler hakkında başka bir hikâye anlatıyordu. Hislerini değiştiremiyorlardı, zamana ihtiyaçları vardı ve çocuklara haber verilmeliydi. Danışmaya gitmenin bir anlamı yoktu ve eğer artık sevmeyen kişi gönülsüzce kabul ederse bunun tek sebebi “her şeyi denedik” diyebilmekti. Mektupları yollayan bu kişiler kitabımı çok faydalı bulmuş ve “tekrar âşık olabilirsiniz” mesajım onlara umut olmuştu. Ancak bunu partnerlerine nasıl anlatabileceklerini öğrenmek istiyorlardı.

Elime daha fazla mektup geçince ve daha çok hikâye okuyunca, bir kadındansa bir erkeğin “Seni seviyorum fakat...” cümlesini duymasının çok daha farklı bir deneyim olduğunu fark ettim. Bu erkekler defalarca yalnız kalmıştı ve nereden destek alacaklarını bilmiyorlardı. Duygusal sorunlarını her zaman eşleriyle paylaşmışlardı. Arkadaşları vardı fakat arkadaşları gerçekten konuşmaktan ya da tavsiye vermektense bira ısmarlamayı teklif ediyorlardı. Ben de bu sebeple hedef kitlesi özellikle erkekler olan, onları yalnızlık hissinden kurtaracak, duygusal destek sağlayacak ve ilişkilerini kurtarmak için pratik bir program olacak, My Wife Doesn’t Love Me Any More* adlı kitabımı yazmaya karar verdim.

Kadınların, özellikle onları hedef alan bir kitaba ihtiyaç duyduklarını bilmiyordum. Onlara destek sağlayacak bir çok arkadaşları vardı ve medyanın erkekler için tasarlanmış olan kısmı spor, siyaset, iş doluyken, kadın dergileri, televizyon programları ve internet siteleri ilişki tavsiyeleriyle dolup taşıyordu. Ancak bazen bu avantajlar dezavantaja dönüşebiliyordu. Arkadaşlarla konuşmak kadınları paniğe sürükleyebiliyordu ve birçok kadın bana hayatlarını bir pembe diziye çevirdikleri için arkadaşlarına sır vermek istemediklerini söyledi. Dergilerden ve internetten gönülden gelen birçok tavsiye almak harika olsa da bu tavsiyeler çoğu zaman ya çelişkili oluyor ya da “onu terk et” veya “tüm erkekler böyle” hissiyatı uyandırıyor. Açıkçası, eğer kocanızı hâlâ seviyor ve evliliğinizi kurtarmak istiyorsanız bu türden tavsiyeler pek de yardımcı olmayacaktır.

Bir kitap yazmam gerektiğini, bir çifte danışmanlık yaparken bir kadının sinirinin baskınlığından kocasının dediklerinin arkasındaki anlamı göremediğini fark edince anladım. Adamın dedikleri görünüşte umutsuzdu: “Ne istediğimi bilmiyorum” ve “Evliliğimizi kurtarabileceğimizden emin değilim”. Adam aynı zamanda evden de taşınmıştı çünkü evde kopan kıyametlere daha fazla tahammül edemiyordu. Danışma seanslarında, kadın sinirlendikçe adam da bir o kadar kabuğuna çekildi. Adam az konuştukça kadının çok çalışan hayal gücü devreye girdi. Kadın, adama ne hissettiğini sormak yerine ona ne hissettiğini olabilecek en kötü biçimde söylüyordu. Doğal olarak, adam ya savunmaya geçiyordu ya da danışma seansları boyunca gıkını çıkarmıyor, ha anın geri kalanı boyunca da kadının telefonlarını açmıyor ya da uzaklaşıyordu.

Ancak kadın sakinleştiği zaman olayları biraz daha farklı görebilmeye başladı. Adam, “Ne istediğimi bilmiyorum,” dediği zaman o da, “Ben de emin değilim çünkü tüm bunlar benim de kafamı kurcalıyor,” diyordu. Böylece onların benzerliklerini fark ederek ve bir ekip halinde çalışmaya başlayarak aralarında bir köprü kurabildik. Bu noktada kadın, “Evliliğimizi kurtarabilir miyim bilmiyorum” noktasından “hâlâ konuşup ilişkiyi olumlu devam ettirmek için uğraşıyoruz” noktasına geldi. Ancak sık sık, kırılmışlık ve reddedilmişlikten doğan haklı kızgınlığı geri geliyor, atıp tutmaya başlıyordu; bu da kocasının tekrar gıkını çıkarmamasına ya da zaman zaman kadındaki anlayış da fazla irdeleme raddesine ulaşınca onun paniğe ya da umutsuzluğa kapılmasına sebep oluyordu. Birçok kez, örneğin, çocukların hafta sonunu kimde geçireceği gibi sıkıntılı konularda yaptığı atılımlar korku ve endişeleri yüzünden bitirilmemiş kalıyordu. Bu noktada kadının yalnızca haftalık danışmaya değil rehberliğe de ihtiyacı olduğunu anladım.

Peki bunların farkı nedir? Danışmanlık birinin içini dökmesine, hislerini tanımasına ve en sonunda çözüm bulmalarına yardım etmektir. Kriz biraz geçtiğinde ve ortalık sakinleştiğinde işe yarar. Ancak kadın müşterimin anksiyetesine ulaşmaya değil onu kontrol etmeye ihtiyacı vardı. İşte bu noktada araya rehberlik giriyor. Problemlerle ilgili önceki deneyimlerime bakılırsa rehberlik bilgiyi paylaşmakla ilgili. Size pratik öneriler sunar ve mesajınızı partnerinize iletmenizi sağlar. Sonuç olarak rehberlik sizi sakin ve konsantre kalmanızı sağlamak, bir krizi bir felakete çevirmenizi önlemek için vardır.

Her şey olması gerektiği gibi olsaydı, partneriniz sizi artık sevmediğini söylediğinde çift danışmanlığına birlikte gitmeniz, olayların üzerinden birlikte geçmeniz ve kişisel destek almanız gerekirdi. Ne yazık ki her şey olması gerektiği gibi olmuyor. Ancak kitabım Seni Seviyorum fakat Sana Âşık Değilim sizin hem çift danışmanlığı hem de aşk rehberi kitabınız olabilir. (Kadınlara yüz yüze danışmanlık yaptığımda, seanstan çıkarılabilecek ana fikirleri not alırım ve aynısını bu kitapta da her bölümün sonunda “Aşk Rehberinizden Size Üç Önemli Hatırlatma” başlığı altında yaptım.)

Sonuçta, bu kitabın Birinci Kısmı’nı ya da Seni Seviyorum fakat Sana Âşık Değilim kitabımı okumanız fark etmez. Ancak ikisi de elinizdeyse önce Seni Seviyorum fakat Sana Âşık Değilim’i okumanızı öneririm. Bu kitapta kullandığım birçok yöntemin girişi orada mevcut ancak daha da önemlisi onu kocanıza vermeden önce okumanızı isterim. (Eğer iyi bir okuyucu değilse kitabın sesli versiyonunu da kaydettim.) Bu şekilde, eğer okumaya ya da dinlemeye istekliyse, aklına takılanları tartışabilir ve birlikte alıştırma yapabilirsiniz.

Bu kitabın ortada başka bir kadın olup olmadığı ya da onun tesirine nasıl karşı gelineceğini anlattığım İkinci Kısmı’na geçersek, aslında How Can I Ever Trust You Again?’de* evliliklerin aldatmayı atlatabildiğini, çiftlerin daha iyi ve daha güçlü ilişkiler kurabildiklerini yazdığımı görürsünüz. Dürüst olmak gerekirse, aldatma hakkında da söylenebilecek her şeyi söylediğimi düşünüyordum. Ancak, hâlâ Relate için çalışıyordum ve ilk kriz anı geçtikten sonra insanları görüyorduk. Başka bir deyişle, kaçamak ortaya çıkmış oluyordu ve çiftler randevu alıp bekleme listesine girerek en sonunda benimle çalışmaya başlayacak kadar ilişkiye bağlı oluyorlardı. Kriz anını o an yaşayan, partnerlerinin gitmesi mi kalması mı gerektiğine emin olunamadığını ya da hangi partnerin ortada bir kabahat olduğunu reddettiğini çok nadir gördüm. Ancak, internet siteme yağan umutsuz mektuplar olayın bir açılıp bir kapandığını söylüyor, partnerleri dışarıda çapkınlık yaparken evde tek başına olmanın yürek burkan acısını ve partnerleri katiyen reddederken çirkin bir şeylerin döndüğünü bilmenin sinirini anlatıyordu.

Bana yazanların çoğu danışmaya gidiyordu ve danışma onların acısını biraz da olsa dindirebiliyordu. Ancak, daha fazlasına ihtiyaçları vardı. Teker teker hepsi partnerlerinin kafasında olan biteni anlamak istiyordu, hepsinin daha etkili şekilde iletişim kurmak için ve her şey lehlerine işlerken nasıl sakin kalabileceklerini bilmek için tavsiyeye ihtiyaçları vardı. Başka bir deyişle, rehberliğe de danışmanlık kadar ihtiyaç duyuyorlardı.

Bu kitabı yazmamın başka bir sebebi daha var. Kitabım How Can I Ever Trust You Again? daha çok 1980’lerin sonu ve 1990’ların başındaki aldatma vakalarına dayanıyordu. 

O zamanlar, bir kaçamağın sınırını çizmek kolaydı. Cep telefonları yaygın değildi ve internet yalnızca inekler içindi. Ancak, kitabı yazmamın üzerinden geçen sürede cep telefonları yaygınlaştı, sosyal ağların kullanımı arttı ve kaçamak partnerinizin (ya da eski kaçamak partnerinizin) mesajla, e-postayla, Tweet’le ya da Facebook mesajıyla evlerinize girmesi kolaylaştı. 7/24 kurulabilen iletişim yüzünden, partneriniz bir an bile kararından dönerse tekrar o kadınla iletişime geçebilir ve evliliğiniz yine bir cehenneme dönüşebilir. Bu sebeple, geçmişte iyileşme yolculuğu dur-ve-başla şeklindeyken bugün insanların yalnızca başlangıca döndüğü ya da başlangıcı hiç terk etmediği görülüyor.

Bir cevabım olmasa da sorunlarınızı kontrol edilebilir parçalara ayırabilirim. Akıl sağlığınızı yerinde tutmanıza yardımcı olabilir, size seçeneklerinizi açıklayabilir ya da ne zaman geri çekilmeniz ya da ne zaman mücadeleye devam etmeniz gerektiğini açıklayabilirim.

Eğer kaçamak sözümona bittiyse ancak hâlâ kocanızın diğer kadınla temas halinde olduğunu düşünüyorsanız ilk olarak How Can I Ever Trust You Again?’i okumanızı öneririm. Önünüzdeki yolculukla ilgili ve güçlüklerin iyileşme sürecinin mi yoksa yeniden alevlenen bir kaçamağın mı bir parçası olduğu hakkında size daha iyi bir fikir verecektir.

Eğer partneriniz kaçamak yaşadığını kabul etmiyorsa, eğer itiraf ya da ima ettiyse ama ne istediğini bilmiyorsa ya da bu yeni aşkını terk etmeye hazırsa, lütfen bu kitapla başlayın çünkü kitap kriz anında yolunuzu bulmanıza odaklanıyor.

Add Your Tags:


Use spaces to separate tags. Use single quotes (') for phrases.
Sizin için Seçtiklerimiz

Karşı Konulmaz Kadın Olun!

₺18 ₺ 13

ABBAS

₺20 ₺ 14

İlişkilerin Kırılma Noktası

₺18 ₺ 13

Prensi Öptüm Kurbağa Oldu

₺18 ₺ 13

İlişkilerin Kırılma Noktası

₺18 ₺ 13

Ayşe'nin Kırmızı Ruju

₺19 ₺ 14

Erkeğin Pin Kodu

₺20 ₺ 14

Ayrılığı Atlatmak

₺20 ₺ 14

Aşk Yetmediğinde

₺23 ₺ 17

Acemi Çöpçatan

₺19 ₺ 14
Yeni

Kocam

₺23 ₺ 16
Yeni

Dolunay Kırmızısı

₺25 ₺ 16,25
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun