New York Stiliyle Çocuk Yetiştirmek

₺ 58 ₺ 44

Yazar: Mine Kayraklı Parlak
Çevirmen:
ISBN: 978-605-06558-8-9
Sayfa Sayısı: 176
Dili: Türkçe
Yayınevi: Tara Kitap

 

“Annebaba olarak pozitif disiplin kurmanın ilk ve en önemli adımı kendi gücümüzü ele almak. Yani kendimize güvenmek ve hangi metodu uygularsak uygulayalım bunu sakin, özgüvenli bir duruşla yapmak.”

Psikolog olman anneliğini nasıl etkiliyor? 

New York’ta çocuk büyütmek nasıl? 

Çocuklara tek başına nasıl bakıyorsun?

Uyku eğitimini nasıl yaptın?

I?lk ne zaman seyahat ettin?

Katı gıda olarak neler verdin?

New York Stiliyle Çocuk Yetiştirmek, uzun yıllar çocuk ve ergenlerle çalışan klinik psikolog Mine Kayraklı Parlak’ın New York’ta kendi doğum ve çocuk yetiştirme sürecindeki annelik yolculuğunu konu alıyor.

Mine Kayraklı Parlak bu kitabı ile New York’taki çocuk yetiştirme stillerine dair gözlemlerini, uzman önerileri ile birleştirerek okurlara sadece pratik bilgiler vermekle kalmıyor, kendi kişisel gelişim sürecimizin çocuk yetiştirmedeki etkisini de evrensel bir dille ortaya koyuyor.

Başlarken

Psikolog olman anneliğini nasıl etkiliyor?
New York’ta çocuk büyütmek nasıl?
Çocuklara tek başına nasıl bakıyorsun?
Uyku eğitimini nasıl yaptın? İlk ne zaman seyahat ettin? Katı

gıda olarak neler verdin?
Çocuk sahibi olmayı planlayan ve çocuğu olan arkadaşlarımın

soruları ve yorumları beni hem uzun yıllar çocuklarla çalışmış bir klinik psikolog olarak hem de yutdışında çocuğunu büyüten bir anne olarak sahip olduğum bilgi ve deneyimi paylaşmaya yöneltti.

Aksel doğduktan çok kısa bir süre sonra New York’ta onunla birlikte hayata karıştığımızda buradaki çocukların ne kadar sakin ve uyumlu olduklarını görünce şaşırdım! Sokakta, kütüphanede, doğumgününde veya bir restoranda ağlayan, huysuzlanan çocuk yoktu. Çocuklar park, kütüphane gibi ortak oyun alanlarında oyuncaklarını birbirleriyle paylaşıyor, bir yetişkin gibi sıra bekliyor, restoranda anne babalarıyla sakince oturuyorlardı. Zamanla fark ettim ki köpekler bile havlamıyor, birbirlerinin yanından uyumlu bir şekilde geçiyor, sahiplerinin sözünü dinliyorlardı. Ama aynı zamanda hepsi neşeli ve oyuncuydular!

 

New York, Midtown East 03 Kasım 2019

Benim çocuğum ise pusette oturmak istemiyor, gündüz uyumakta zorlanıyor ve asla yerinde durmuyordu! Dolayısyla başta bir anne olarak çözüm arayışım ve beraberinde duyduğum mesleki merak beni New York’taki annebabaların çocuk yetiştirme stilini araştırmaya ve uygulamaya itti.

Sonuç olarak fiziksel gelişimi 33%’lük dilimde doğan Aksel 2 yaşına geldiğinde boyu ve kilosu off chart olmuş, bazıları benimle yalnız ve deniz aşırı olmak üzere toplam 6 seyahat gerçekleştirmiş, akşam 19.30’dan sabah 07.00’ye kadar uyuyan, uyumlu ve mutlu bir çocuk olmuştu.

Ondaki gelişimi ve uyguladığım yöntemlerin pozitif geri dönüşünü görmek bende bildiklerimi ve öğrendiklerimi paylaşma arzusu uyandırdı. New York gibi zengin bir kültür içinde, yıllarca bir uzman olarak öğrendiklerimi kendi çocuğum üzerinde bire bir deneme şansı edinmiş bir anne olarak anlatacaklarımın sizlerin de hayatını kolaylaştıracağına inanıyorum.

Elbette annelik her zaman yeni bilgiler edindiğiniz ve öğrenmenin devam ettiği bir süreç. Aksel’i büyütürken bilmediğim ama sonra karşıma çıkan ve keşke bu bilgiye daha önce sahip olsaydım dediğim bilgileri paylaşacağım. Özellikle ikinci bebeğim Eren’i beklerken birçok bilgiyi yeniden gözden geçirme ve öğrenme şansı buldum.

Yıllar içinde kendi içinden geçtiğim süreçler, eğitimler, spiritüel çalışmalar ve okumalar benim kişisel dönüşümüm kadar hayata bakış açımı ve beraberinde anneliğimi de etkiledi. Bu nedenle bu kitapta çocuk büyütmekle ilgili pratik bilgiler kadar, anneliği nasıl kendi kişisel dönüşüm aracı olarak kullandığımı da anlatacağım.

Bence hayatın en önemli amaçlarından biri bildiğini aktarmaktır. Hepimizin dünyaya gelişinde bir hayat amacı ve birbirimize verecek bir hediyemiz var. Ben de hem yıllarca sayısız çocukla çalışmış bir terapist hem de bu deneyimi yurtdışında yaşayan bir anne olarak, hayatımın son döneminde aklımı, kalbimi meşgul eden çocuk büyütme üzerine deneyimlerimi ve pratik önerilerimi aktarmak istiyorum.

Benim önerdiğim bir uygulama sizlerin kişisel gelişimi veya çocuğunuz için her zaman en doğru yol olmayabilir; ama benim paylaşımlarımın sizlerin kendi çözümünüzü üretmenizde ilham verici olacağını umuyorum.

Mine Kayraklı Parlak

 

I.BÖLÜM: GÜVENLİ ALANIN DIŞINA ÇIKMAK

“Kendine öngürülemeyen biri olma izni verdiğinde, bilinirden bilinmeze adım attığında, her şey mümkün olur.”

Deepak Chopra

 

New York, New York

Anne olmayı hep hayal etmekle birlikte benim için her zaman âşık olduğum, güven duyduğum bir adamla birlikte olmak ve böyle bir ilişkide bebek sahibi olmak öncelikliydi. Tüm bu planların içinde asla aklıma gelmeyen ise bir gün yurtdışında yaşamak ve anne olmaktı!

İstanbul’da Nişantaşı semtinde klinik psikolog olarak severek çalıştığım bir işim, kendimi özgür ve mutlu hissettiğim bir evim ve arkadaşlarımla kurduğum hayat içinde mutluydum ama buna rağmen bir ilişkinin eksikliğini hissediyordum. Ve elbette siz isteseniz bile hazır olmadığınızda gerçek bir ilişkiyi hayatınıza sipariş edemiyordunuz!

Daha önce mutsuz bir evlilikten geçtiğim için aceleci davranmak, yanlış bir ilişkiye girmek istemiyordum. Bir ilişkiye girmeden önce insanın kendini tam ve bütün hissetmesi gerektiğini öğrenmiştim. İlişkinin amacının birbirini mutlu etmek kadar insanın kendini tanıması, büyümesi ve gelişmesi için bir araç olduğunu artık biliyordum. Bu nedenle evlenmek ve çocuk sahibi olmayı istemekle birlikte hayatımı, kendimi tam ve mutlu hissedebileceğim şekilde düzenlemiştim. İş, eğitim ve arkadaşlarımdan kalan zamanlarda en çok seyahat etmeyi seviyordum. Özellikle tek başıma yaptığım seyahatlerde kendimle kalmayı, yalnız zaman geçirmeyi, hayatın akışı içinde olmayı öğrenmiştim.

Böylece kendi başıma, dışarıdan herhangi bir kişi veya durumun beni mutlu etmesini beklemeden, hayata ve güzel şeyler getireceğine güven duyarak yaşamaya başladım. Bunun anlamı hayatımda her zaman her şeyin yolunda gittiği anlamına gelmiyordu. Ancak bir şeyler planladığım gibi gitmediğinde ve zihnim bunu “kötü” diye etiketlediğinde, kendimi ve çevremi yargılamaktan uzak, daha şefkatli bir yerden payıma düşen dersi almaya çalışıyor ve henüz göremiyor olsam da “kötü”nün içinden “iyi” bir şeyler de doğabileceğine dair inancımı koruyordum.

 

Hayatla daha az didişerek ama daha fazla kabul vererek yaşadığım bu dönemde eşim Bilgehan ile İtalya’da romantik bir tatilde tanışıp âşık olmamız çok hızlı oldu. Çok eğlenceli ama aynı zamanda zeki ve entelektüel bir tarafı olması, özgüveni ve duygularını korkmadan göstermesi beni etkilemişti. Diğer yandan uzun yıllardır Amerika’da yaşıyor olması, yani uzakta olması kendimi frenlememe yol açıyordu. Ancak aramızdaki çekim mesafelere rağmen sürünce Bilgehan Amerika’ya döndükten sonra da uzun telefon konuşmalarımız devam etti ve aramızdaki flört kısa sürede büyük bir aşka dönüştü.

Birlikte olabilmek için üç hafta aralıklarla seyahat etmeye başladık. İş ve diğer sorumluluklarımızı ihmal etmemek için sırayla gidip geliyor ve kimi zaman tüm bu yolculuğu sadece beş günlüğüne bir araya gelebilmek için yapıyorduk. Saat farkından dolayı birbirimizle konuşabilmek için ben geç saatlere kadar ayakta kalırken Bilgehan erken kalkmaya çalışıyordu. Seyahatler sonucu yaşadığımız jet lag bir yana, ortak bir zaman oluşturabilmek için harcadığımız çaba sonucu artık her iki ülkenin de saat diliminin çok dışında, bambaşka bir ritm içinde yaşıyorduk. Yorgun ama mutluyduk.

Üç ay sonra Bilgehan Amerika’ya dönmek üzere havaalanına doğru giderken, “İstanbul veya New York, artık bir şehirde bir arada olalım,” dediğinde hem şaşırmış hem de heyecanlanmıştım.

Bu konuşmadan tam üç ay sonra Mart 2016’da yanımda kedim Mişka ve tek bir valizle New York Havaalimanı’na indiğimde beni tam olarak neyin beklediğini bilmiyordum. Annem ve babam başta olmak üzere çok sevdiğim ailemden uzakta olmanın hüznü ile sevdiğim adama kavuşmanın sevinci birbirine karışsa da iç sesim doğru yerde olduğumu söylüyordu.

Amerika’daki ilk zamanlarım şehri tanımak, sevdiğim yerleri keşfetmek ve elbette yeni bir hayatıma adapte olmakla geçti. İlk başta New Jersey’in Edgewater bölgesinde, New York’a araba veya

 

vapurla 20 dakikada ulaşabildiğimiz bir evde yaşıyorduk. Evimiz Hudson Nehri üzerinde kalıyor, karşıda Colombia Üniversitesi’ne baktığımız bir New York manzarası bulunuyordu. Evimizin olduğu bölge New York’a bu kadar yakın olmakla birlikte şehrin gürültüsünden ama aynı zamanda sunduğu tüm olanaklardan da uzaktı. Yakınlarda market, Amerika’nın olmazsa olmazları olarak Starbucks, Target, Marshall, Bed and Beyond’dan oluşan bir alışveriş alanı dışında, bizim oturduğumuz sitenin birkaç mağaza ve restorandan oluşan minik bir alışveriş ve yaşam alanı vardı.

New York’a geçtiğinizde ise bu sakinlik ve sadelikten uzak bambaşka bir yaşam başlıyordu. Hangi saatte giderseniz gidin hareketli sokaklar, kalabalık, trafik ve herkesin bir işi ve acelesi varmışcasına hareket ettiği bir yaşam. Günün hangi saatte olursa olsun insanların elinde ya bir kahve ya da juice görebilirsiniz.

Bu kültürde kahvenin bu kadar çok sevilmesinin nedeninin, herkesin sürekli bir hareket ve yapma halinde olması olduğunu düşünüyorum. Çay, daha çok olma halini temsil ederken kahve, hareket halinde olmayı temsil eder. New York’ta da yaşam hiç durmuyordu. Gökdelenlerdeki havalı işlerine gitmeden daha sabah 06.00’da spora giden ve kahvesini veya juice’nu alıp işe gidenler, Central Park’ta koşanlar ve elbette şehirde asla bitmeyen bir inşaat gürültüsü.

Add Your Tags:


Use spaces to separate tags. Use single quotes (') for phrases.
Sizin için Seçtiklerimiz

Kaçıncı Çocuksunuz

₺38 ₺ 29

Çocukların En Çok Sorduğu 50 Soru

₺30 ₺ 23
Tükendi

Çocuğum Neler Yaşıyor?

₺14 ₺ 11

Neyi Nasıl Söylemeli

₺60 ₺ 45

Eyvah! Ergen Var!

₺21 ₺ 16

Kasmadan Annelik

₺35 ₺ 26

Evde 99 Oyun

₺38 ₺ 29

Tılsımlı Köpek Momo

₺60 ₺ 45
Yeni

New York Stiliyle Çocuk Yetiştirmek

₺58 ₺ 44
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun