Tramola

Tramola

₺ 28 ₺ 21

Yazar: Özlem Çetinkaya
Çevirmen:
ISBN: 987-605-81475-3-9
Sayfa Sayısı: 339
Dili: Türkçe
Yayınevi: Tara Kitap

 



‘Tramola’ benim kıymetlim...
‘Tramola’ benim kendime yolculuğumun en önemli aracı... Farkında bile olmadan öyle büyük katkılar sağladı ki hayatıma. Onun sayesinde ben bugün daha dingin, daha sakin, kendinden daha memnun, daha yüzü gülen biriyim. Bana içimdeki kaynakları kullanmayı hatırlattı.

Bir Ayşe Arman röportajını okuduktan sonra düştü aklıma ilk. “Bu bir roman konusu olsa” diye geçirdim içimden. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum, yazmaya başladım. İlk satırını yazdığım günden bu yana çokça değişti, çokça evrildi. Aynı ben gibi, aynı hayat gibi... Zaman oldu çağladı, aktı kalemden; zaman oldu durdu, demlenmeye aldı kendini...

“Tıkandım, yazamıyorum” dediğim anlar oldu. İşte o anlar, aramızdaki bağın kuvvetini gösterdi bana. Vazgeçmedim, geçemedim...

O bana inandı, ben ona.

Ne zaman bir şeylerden vazgeçecek olsam, o yılmadı. Tuttu elimden. “Vazgeçmenin zamanı değil, tramola zamanı” dedi.

Dinledim onu...

İyi ki de dinledim, güvenli bir limana sığınmak yerine seyre devam ettim, kendimi keşfe çıktım.

Hayatıma katkı olduğun her şey için,
Kendi “gerçek” rotamı bulmama rehber olduğun için, Bunca zaman benimle yol aldığın için,
Teşekkürler TRAMOLA...

BÖLÜM 1

‘Bugün’ dediğin şey, yarın ‘dün’ olacak

Mine kapıyı açarken dizlerinin üzerine yığılmak üzereydi. Yorgunluktan ve açlıktan elleri titriyordu, anahtarı bile çevirecek hali kalmamıştı. Elindeki anahtar yığını içinden doğru olanı bulmaya çalışırken söylenip duruyordu: ”Kendi evininki yetmiyor bir de annenin evinin, ofisin, arabanın, bisikletin anahtarları... Ne lüzum var sanki bunlara?”

“Sahi” dedi sonra kendi kendine, bunca kilit neden? Neredeyse dizlerine kadar inen, geniş, taba rengi çantasının için- den gelen sesleri dinleyerek nihayet hedefine ulaştığında, serçe parmağının tırnağını çoktan bu uğurda feda etmişti.

Zaman kaybetmeden bir sonraki cepheye ulaşmak için anahtarların üzerine bağladığı iplerin renklerine göz gezdirdi. Bir kilit de yetmiyordu bu zamanda: alt kilit, üst kilit, orta kilit...

“Ah anne ya! Ne vardı da seni dinleyip bunları böyle asker gibi dizdim acaba buraya?”

Annesinin sesini duyar gibi oldu kulaklarında: “Madem boşandıktan sonra ille de yalnız yaşayacağım diye tutturdun, kilitleri taktıracaksın. Benim aklım kalır sende sonra. Etraf kötü.”

“Hep bu etraf zaten. Gençliğimden beri değişen bir şey yok.” Nihayet kapıyı açtığı sırada gözü, kırık tırnağına takıldı.

Umursamadı. “Aman yahu giden tırnak olsun” diyerek gülümsedi kendi kendine. Derin bir oh çekti. Kendini pufun üzerine bırakıp, ağrıyan sırtını duvara yasladı. Bütün gün ayakta kalmaktan vücudunun her yanı sızlıyordu. Neredeyse ayaklarıyla bütünleşmiş sivri topuklu pabuçlarını çıkarırken canının yan- dığını hissetti. Sabah evden çıkarken babetlerini yanına almayı unutmuştu da iyi halt etmişti. Ne vardı sanki o kadar acele edecek? Reklam filminde ünlü bir oyuncu varsa, çekimin başlama saatinin hiç önemi olmadığını, işin mutlaka geç başlayacağını hâlâ öğrenememiş miydi? Öğrenmişti de işte hep bir umut, bir şeylerin değişeceğini varsayıyordu. “Allah’tan umut kesilmez!” derdi anneannesi hep. Ah anneannem ah! O eskidenmiş. Artık umut mumut hak getire. O bile pes etti!

Boynunu ve omuzlarını gevşetip gözlerini açtığında, az önce elinden fırlattığı çantasını ve dosyasını gördü.

“Şükürler olsun, bu iş de bitti sonunda.”

Günlerdir hem oyuncu hem müşteri kaprisi çekmişti ama sonuçta ortaya çıkan iş güzel olmuştu. Bir önceki sene ülkenin en tanınmış beyaz eşya şirketine hazırladıkları reklam kampanyası ile ödül almalarından bu yana çıtaları iyiden iyiye yükselmişti. Yapım ve organizasyon işleri yaptıkları şirketin kurucu ortağı olduğu ilk günlerde ödül almanın hayallerini kurarken, işin bu tarafını hiç düşünmemişti; her yükseliş, beraberinde daha yüksek hedefleri getiriyordu. Müşterilerin beklentileri daha da artıyordu.

Sızlanarak çıkardığı ayakkabılarının altını silip dolaba kaldırmaya mecali yoktu, öylece bırakıverdi oldukları yerde. Annesi görse kesin kıyameti koparırdı. Derin bir nefes alıp tekrar duvara yaslandı. Boş gözlerle etrafını tarıyordu. “Biri gelse, elimden tutsa, hatta kucaklayıp içeri taşısa...” Mine tüm bunları kalpten dilemişti ama ne gelen vardı ne giden. Çaresizce puftan destek alarak kalktı ayağa. Cep telefonunun mesaj sesini duydu.

“Susma e mi sen hiç. Hiç susma. Ne de olsa Mine 7/24 hizmetinizde!”

Add Your Tags:


Use spaces to separate tags. Use single quotes (') for phrases.
Sizin için Seçtiklerimiz

Kaderinizin Rengi Karakterinizde Gizli

₺22 ₺ 15

Şimdi Değiş!

₺19 ₺ 14

Erkeğin Pin Kodu

₺20 ₺ 14
Tükendi
Değişim - Dönüşüm Kartlarım

Değişim - Dönüşüm Kartlarım

₺41 ₺ 29

Aslında Çok Kolay

₺22 ₺ 15

Kaçıncı Çocuksunuz

₺20 ₺ 14

Değişim ve Dönüşüm Günlüğüm

₺34 ₺ 24

Acemi Çöpçatan

₺19 ₺ 14

Çünkü Kadın

₺20 ₺ 14
Yeni
Koma 21

Koma 21

₺21 ₺ 19
Yeni
Tramola

Tramola

₺28 ₺ 21
Yeni
İçimdeki Kaktüs

İçimdeki Kaktüs

₺20 ₺ 18
Adres:
Şakir Kesebir Cad. Gaziumurpaşa Sk. Balmumcu Plaza II No: 32 Daire: 14 Balmumcu / Beşiktaş / İSTANBUL
Telefon:
+90 212 347 83 70

 
Fax:
+90 212 288 76 35

 

Tara Kitap

Biz; kitapları okumadan önce koklayan, ‘ille de kitap kokusu’ diyen; ilgimizi çeken her kitaba çocukça bir iştahla sahip olmak isteyen birkaç kitap arsızıyız.

Dünyanın farklı köşelerinden, büyük bir heyecanla seçtiğimiz kitapları dondurma gibi yalayıp yutuyor ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olanları dilimize kazandırmak için çalışıyoruz.

Modern dünyanın dinamikleri hepimizi biraz köşeye sıkıştırdığı, bazen nefes alacak bir alan bile bırakmadığı için, kitap seçerken ‘içimizi ferahlatacak’, ‘kişisel gelişimimize katkıda bulunacak’ ve ‘gündelik hayatımıza dokunabilecek’ türde kitaplara yöneliyoruz.

    E-Posta Bültenimize Üye Olun